Işık ve Sevgiyle İlhan İrem’in uzun yıllar önceki bir röportajında şöyle dediğini hatırlıyorum:
“Bence Arabesk ve pop müziği bir senteze doğru gidiyor. Bu ikisinin bileşiminden
yeni bir tarz doğabilir.”
Hey dergisi okuyan arkadaşlarım pop müziğine
arabesk karıştırma fikrini itici bulmuş olsa da, iki türe de meylim olduğundan
belki, bu bakış hiç de mantıksız gelmemişti bana.
Üstelik, bu gerçek bir
kehanetti; İlhan İrem bunları söyledikten kısa süre sonra söz konusu sentez
kendiliğinden gerçekleşti. Batı’ya dönük yüzümüzü temsil eden pop ile kendi
varoşlarımızdan fırlayan arabesk fırtınalı bir evlilik yaptı ve günümüze kadar
süren yerli pop furyası başladı. Mesela Ferda Anıl Yarkın’ın, Aşkın Nur
Yengi’nin ya da Harun Kolçak’ın o dönemde pek sevdiğimiz şarkılarının pop mu
yoksa arabesk mi sayılması gerektiğine şahsen hâlâ karar verebilmiş değilimdir.
Bunun tartışmasını da Tolga Akyıldız ve Şafak Karaman’a bırakmaktan yanayım
zaten.
Fakat kaderin cilvesi işte; İlhan İrem’in “piyasadan” elini
ayağını çekmesi de biraz bu döneme rastlıyor. Olayı herkesten önce tespit etmiş
olsa da, dalganın dışında kalmayı seçti hep. Hatta o kadar dışında kaldı ki,
sonunda bir tür efsaneye dönüştü bu değerli sanatçımız.
“Ayrılıkların da
sonu var” diyen bir ruhun “Kıl oldum abi” dünyasında barınabilmesine imkân yoktu
belki de.
Öyle ya da böyle, İlhan İrem ilk ve son pop efsanemiz haline
geldi yavaş yavaş: Münzevi hayatı, askerden geldikten sonra yaşadığı ruhsal
dönüşümü, kendine özgü felsefesi ve internet sitelerinde sevenleri tarafından
yapılan tartışmalar da bu efsaneyi besledi her daim.
Sanatçı tam 14 yıl
sonra, İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda bir konser vermeye hazırlanıyor.
Yeni albümü “Cennet İlahileri” yle beraber düşündüğümüzde, ayrılığın sonu geldi
diyebiliriz herhalde.
“Bandıra Bandıra”yla büyüyen kuşaklar bile sormaya
başlamışlardı çünkü: “Bir İlhan İrem vardı, ne oldu ona?” diye.
Sahi, bir
İlhan İrem vardı, ne oldu ona? Onu kıran, üzen, köşesine çekilmeye yönelten şey
neydi? Kariyerinin ilk yıllarında umutla bakan gözlerine siyah gözlükleri hangi
hayal kırıklığı geçirdi?
Belki de şunu sormak lazım artık: “İlhan İrem’e
bundan sonra ne olacak?” Onu seven bizler, dönüşüne destek vererek çok büyük bir
sorumluluk aldık aslında. Müzik dünyasının, basının, hayat şartlarının 14 yıl
öncesinden çok daha acımasız olduğu bir dünyaya dönüyor çünkü sanatçı. Onun
hassas ruhunu ışık ve sevgiyle, pamuklar içinde saklamamız lazım.
Çünkü o
görmeyeli olanlar oldu buralara. İclal Aydın Vatan Gazetesi / 10 Eylül 2006
|