Öncelikle birçok hayranınızın merak ettiği soruyla başlamak istiyorum. İlhan İrem neden yıllarca gündemden uzak kaldı?
Gündem,
kumdan kaleler gibi. Dalgaların gelgitleriyle bir anda yok oluyor. Duru
görülerini yitirmiş ucubeler, kendi çukurlarında alkış tutuyorlar
pisliklerine. Popüler hayata karşı ördüğünüz duvarın arkasında hep mutlu mu kaldınız? Hiç pişmanlık yaşamadınız mı?
Vazgeçme
maliyeti hep vardır. Doğum sancıları hayatın ilk ipuçlarını verir. Işık
ve sevgi yolculuğunda, pişmanlık ardınızdan bakakalmış kara delikler
kadar uzak.
Bir röportajınızda "Bütün felsefeleri,
dinleri, politikaları aşan bir özel düşünce sisteminde ütopik görüntülü
bir çatı inşa etme uğraşındayım" dediniz. O çatıya ulaştınız mı?
"Bir tapınak kurmak için, ötekini yıkmak gerekir."
Baskılar yüzünden toplatılan, Tanrı’yı sorguladığınız metafizik
bağlamdaki ilk yapıtınız "Bir Varmış Bir Yokmuş (Kuklacı Amca)" adlı
45’liğinizden bugüne yani Cennet İlahileri’ne kadar geçen sürede neler
değişti?
"Sevgiliye", "Bezgin", "Pencere", "Köprü", "Ve
Ötesi", Dünden Yarına", "Uçun Kuşlar Uçun", "İlhan-ı Aşk", "Koridor",
"Sevgililer Günü", "Aşk İksiri", "Cadı Ağacı", "Hayat Öpücüğü", "Seni
Seviyorum", "Bir Meleğe Aşık Oldum", "Işık ve Sevgiyle 30 Yıl" ve
"Cennet İlahileri"... Hayat yükselen bir daire, hep aynı noktalardan
geçiyoruz, farklı yüksekliklerde.
İnsanlar hakkında
oluşturulan genel yargılar hep akılda kalır. Sizin için de "Metafiziğe,
tasavvufa kaptırdı kendini", "O artık başka alemlerde yaşıyor" dendi.
Bunları duyduğunuzda neler düşünüyordunuz?
Bu alemde öyle
mucizeler var ki! Yalnızca görmek gerek. İnsanlığını yitirmiş boş
bedenler, rüyalarını, ruhlarını satmış kabuklar. Silikon hayatlarda
plastik çiçekler. Kokmuyor, yaşamıyor, sevmiyor, görmüyorlar.
Bu tasavvuf anlayışı, 1989 yılında çalınması yasaklanıp "Uçun Kuşlar
Uçun" albümünden çıkartılan "Blues For Molla" şarkısını içine alıyor mu?
Engizisyon hücrelerinde çığlıklar hálá çarmıha gerili.
Tüm dogmalardan azade hissedebiliyor musunuz?
Ve ne yazık ki hálá Dünya öküzün boynuzunda dönüyor.
Cennet İlahileri kapak tasarımından şarkı sözlerine kadar çözülmeyi
bekleyen bilmecelerle dolu. Ön kapakta yatan genç kız, arka kapakta
görkemli bir edayla yürüyen tavus kuşu ve CD’nin üzerindeki 12 melek
(Belki de 12 Havari)... Bu figürler hakkında yaratıcısından ipuçları
alabilir miyim?
Yanıtlar, zaten sorunuzun içinde gizli. "Cennet İlahileri"ni bir kez daha dinlerseniz?
İlhan İrem albümlerinin kuytu köşelerinde gizli mesajların yer aldığına
ve defalarca dinlendikten sonra bu mesajların ortaya çıktığına dair
şehir efsaneleri dilden dile dolaşıyor. Bu noktadan yola çıkarak
"Cennet İlahileri"nde yer alan "Şatlup" ve "Sekiz Bulut Dağının
Prensesi" şiirlerindeki sis perdesini aralayabilir misiniz? Google’da
araştırma yaptığımda ilginçtir "Cennet İlahileri"nden başka bir veri
çıkmadı.
Yanlış yerde aramışsınız. Google’da aramak beyhude çaba. Maya ağacının kökleri arasındaki melaikeler size fısıldardı.
Eserlerinizde yarattığınız derin ve mistik dünyanın, her şeyin ışık
hızıyla tüketildiği çağımızda anlaşıldığını düşünüyor musunuz?
Her
şeyi ışık hızıyla tüketenlerin karşısında, ışık hızında algısal boyutta
seyahat eden binlerce Sevecen. Yalnızca ölümcül bir iskelet olmadığının
bilincinde, varlığının en kadim sırlarında, sessizliğin sesi öyle bir
kalabalık var ki! İşte İnsan!
Hansu İrem ile evlenmeden önce birbirinizi rüyalarınızda gördüğünüz ve daha sonra da bir konserinizde tanıştığınız doğru mu?
Masalsı bir rüyada karşılaştık.
Yıllar sonra Ankara’daki konserimde, göründüğü an kayboldu.
"Sözcüklerin büyütülmesinin bazen sessizlik olduğunu
..... ve neşenin büyütülmesinin bazen gözyaşları..."
Magnafantagna yazılı bir kitap kalmıştı elimde.
Sindrella’nın sihirli cam pabucu gibi.
80’li yılları her şeyiyle özetleyen Sevecen adlı fotoromanda deniz
kenarında piyano çalan halinizi şu anda aklınıza getirdiğinizde neler
düşünüyorsunuz? Çok mu masumduk o yıllarda ya da şimdi çok mu
profesyoneliz? 80’li yıllar size ne hatırlatıyor?
Sevecen’de reenkarne olmuş platonik aşk anlatılıyordu. Sanatımda profesyonel, Dünyevi hayattaysa amatörüm. Işık ve sevgiyle...
Psikologlar şarkılarınızın yatıştırıcı etkisi olduğunu söylüyormuş.
Hatta Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları’nda tedavi görenlere sizin
şarkılarınız dinletiliyormuş... Doğru mu?
Müziğimin ruh
hastalıkları tedavisinde rehabilitasyon amaçlı kullanıldığını
biliyorum. Bu bana kainatın hediyesi. Evrendeki pozitif enerji,
şarkıların titreşimleriyle ruhlara akıyor... Şifacı bir sinerji
oluşuyor. Hürriyet Gazetesi - 07 Haziran 2006 Röportaj: Mevlüt Tezel |