1980'lerden sonra TV'lere çıkmayan, basında görünmeyen İlhan İrem
müziği aracılığıyla 'sevecenler'iyle buluşmaya devam ediyor. Kendisiyle
yaptığımız söyleşide, dinleyicileri ile arasında özel bir bağ kurduğunu
kaydeden İrem, çekildiği köşesinden 'ışıltılara teslim olmadan'
üretimini sürdürdüğünü belirtiyor. İrem'le Melih Kibar'a ithaf edilen
son albümü ve hayat üzerine konuştuk. Çok sevdiğiniz şair Edip Cansever'den sürpriz birkaç dizeyle
başlayalım mı? "Kurbağalara bakmaktan Geliyorum dedi Yakup / Sahi ben
niye hep oradan geliyorum / Telaşlı aç gözlü kurbağalara bakmaktan.. /
Bilmiyorum... bilmiyorum... bilmiyorum..." İçeriden bakıldığında,
dışarıdaki 'telaşlı aç gözlü kurbağalar' nasıl görünüyorlar? "Ve
kendine bilinmeyenler yaratan Yakubum ben... Ben, yani Yakup, Yakubun
hiç çağrılmamış şekli." Kendini arayışlarda, hüzünlü bir şiirden
fırlayan "Telaşlı açgözlü kurbağalar." Bireysel yalnızlığın ölümcül
çığlıkları. Röportaj vermemek, ekranlara çıkmamak gibi bir tercihiniz var. Fakat bu mutlak da değil. Bu konudaki kriterleriniz nelerdir.
Albümlerimi
dinleyenler şarkılarımda tüm yanıtları buluyor. Yine de farklı
boyutlardan seslenilmiş sorular olursa, severek cevaplıyorum.
Anlatımlarımın değiştirilmeden, birebir yansıtılmasını istediğim için
seçici davranıyorum. 80 sonrası yükselen değerlere,
apolitikleşmeye, yozlaşmaya karşı içe çekilmenizi anlayabiliyoruz.
Fakat hangi 'yücegönüllülük' nasıl bir 'ego'suzluk ki herkeste vardır
mutlak yapabildiniz bunu? Yoksa bu 'kendinizi koruma güdüsüyle' egonun
görünen başka bir yüzü mü?
Benliğin bencilliği
güzelliğin pis kokulu çamurunda yoğrulur. Pençeleriyle saplantıları
lanetleyen Anka Kuşu, küllerinden yeniden doğar. Gözlerden
ıraksınız. Sınırlar çizip, mesafeler koyuyorsunuz , özgünlüğünüzden
ödün vermeden müziğinizi yapmaya devam ediyorsunuz. Peki gönülden ırak
kalmamayı nasıl açıklıyorsunuz?
Sevecenlerle aramızda, zamanın, mekânın ve maddenin dışında, kavramlardan azade öyle bir şey var ki! Konserler
vermek, sahneye çıkıp dinleyicilerinizle tek yürek olmak istemiyor
musunuz? Neden konser vermiyorsunuz. Özlemiyor musunuz sahneleri?
Tek cümleyle; "Sahnede ölmek istiyorum." İlhan İrem neyle besler ruhunu, neler yapar, hangi şairler, yazarlar, kitaplar, müzikler sarsar onu?
Masum, bembeyaz bir aşk... Sonra kalın siyah perdesiyle gece iner. Ruh, kendinden beslenir. Canından can verir.
Müziğinizi yurtdışında tanıtmayı düşündünüz mü? Eserlerim kainatlara yayılıyor. Uzaklardan çok güzel dönüşler alıyorum. Zamanı geldiğinde o da olacaktır. Biraz yeni albümden bahseder misiniz? Hangi tema üzerine kurdunuz?
"Cennet
İlahileri"nde, Aşk Kapıları açılıyor göklerin. Alıcı kuş müjdeler
veriyor mahşerin dört atlısına. Çıplak ayakları kavrulmuş Derviş
yürüyor, yürüyor, yürüyor... Efsun efsun nihaventli ezgilerde. Sekiz
Bulut Dağı'nın Prensesi, eski zaman elbiseleri akıp gidiyor üzerinden.
Maya ağacının köklerinde melaikeler bekliyor. Albüme Hansu İrem'in katkısı nasıl oldu? Şarkı sözü yazarlığı, grafik, seslendirme gibi...
Hansu
İrem "Cennet İlahileri" albümünün can damarıdır. Albümde yer alan dokuz
şarkıdan, beş tanesinin sözlerini birlikte yazdık. Üç tanesini Hansu
İrem yazdı; "Hu", "Müjde", "Mahşerin Dört Atlısı". İki şiirini
seslendirdi; "Şatlup", "Sekiz Bulut Dağının Prensesi". Ayrıca, kapak
fotoğrafları ile tüm görsel ve müzikal kreasyonlar Hansu İrem'e aittir. Yeni albümünüzde yeni müzisyenler var mı? Kimlerle çalıştınız?
Düzenlemelere
de imza atan, tüm klavyeli çalgılarda Garo Mafyan, gitar Gür Akad, bas
İsmail Soyberk, yaylı tambur ve kemanda Ergin Kızılay gibi eski yol
arkadaşlarım dışında, ilk kez çalıştığım değerli müzisyenler var. Klarnet
Hüsnü Şenlendirici, ney Volkan Yılmaz, bendir ve perküsyon Mehmet
Akatay, kemence Hasan Esen... Cennet İlahileri'ne ruhlarını kattılar. İçinize sinmeyen bir şey yapmadığınızı biliyoruz. Yeni albümü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Daha
önceki İlhan İrem albümlerinden çok daha öte, şaşırtıcı kırılma
noktası... "Cennet İlahileri" bir milat barındırmaktadır. Otuzüç yıllık
anlatımların vardığı, sonranın rampası. Ancak, eskiye ve yüzeysel
görüntülere saplanıp kalmayanlar, "Cennet İlahileri"nin olağanüstü
derinliğini ve çağrısını algılayabilirler. Müziğiniz
rehabilitasyon amaçlı da kullanılıyor bildiğim kadarıyla. Bu konuda ne
düşünüyorsunuz? Gerçekten de tarzınızda huzur veren, aynı zamanda
coşkuyla da haykıran bir renk var. Neler söylemek istersiniz... Cehennemden
kurtulabilenler kendi cennetlerine varır. Müziğimin ruh hastalıkları
tedavisinde rehabilitasyon amaçlı kullanıldığını biliyorum. Bu bana
kainatın hediyesi. Evrendeki pozitif enerji, şarkıların titreşimleriyle
ruhlara akıyor... Şifacı bir sinerji oluşuyor. Işık ve sevgiyle...
Birgün Gazetesi - 17/06/2006 Röportaj: Esra KARATAŞ |