Tüm parçalarındaki şiirsel sözlerle, muhteşem besteleri, titiz ve olağanüstü
zengin alt yapısıyla, kalitesi ülke sınırlarını aşan müziği ve çizgisiyle
1970’li yılların romantik, bir o kadar da uçuk prensi, çağımızın uzak ara önde
koşan bir müzik efsanesi olan İlhan İrem’in nihayet beklenen ve özlenen yeni
albümü uzun ve titiz bir hazırlık dönemi ardından müzikseverlerle buluştu…
Ülkemizdeki yoz müziğe karşın kalite çizgisini, tarzını, prensiplerinden ödün
vermeyerek korumayı başaran üç-beş gerçek sanatçımız arasında yer alan İlhan
İrem’i bu zorlu günlerinde yalnız bırakmayan yüzbinleri aşkın koyu ve sadık
hayranı bulunmakta. Bu geniş yelpazede, çok genç bir dinleyici kitlesinin
oluştuğunu biliyorum. Ancak onu tanımakla mutlu olacağına yürekten inandığım
birkaç milyon müzikseverin daha olduğuna inanıyorum… Onlar, ne yazık ki,
kuşak farkı yüzünden o şansı yakalayamamış, onun müziğiyle buluşamamış,
çizgisine varamamış durumdalar !... Ancak şu bir gerçek ki, yaşı kaç olursa
olsun, bulmak isteyen arıyor… Arayanlar ise buluyor !... Sanatçının bize
ulaşmasını beklemek yerine, bizim ona koşmamız, ona yükselmemiz için gayret
etmemiz önemlidir. Unutmamamız gereken, gerçek sanatçıların toplumun daima
önünde ve yükseğinde olduğudur...
YENİ ALBÜMÜ GERÇEK BİR HAZİNE İşte
onlar için kaçırmamaları gereken, bulunmaz bir fırsat !... İlhan İrem’in yeni
albümü olağanüstü !... Müziğimizde evrensel bir harman, gerçekten bir
“hazine” olmuş bu albüm !… Acaip bir şey !... Beklentilerin ötesinde…
Harikulade !... Müzik ötesi !... Mantıkları zorlayan bir albüm !... 60
Dakikaya sığan, birbirinden güzel parçalar var albümde !… “Cennet İlahileri”
Metafiziğin ve senfonik rock’un dantel gibi örüldüğü, piyasa işi olmamasına
rağmen, billur bir akarsu gibi lirik ve duygusal akışıyla dinleyen herkesi
sımsıcak sarmalayacak şarkılarla şiirsel ve müzikal bir devrim niteliğini
taşımakta… Klasikleşecek ebedi şarkılarla örülmüş. Evrenin sonsuz hacmı
içerisinde, kainatın menzillerini zorlayan gerçek bir ilham kaynağından
fışkırmış absürdü gerçek boyutunda veren, anlam ve ifade zenginliği disiplinli
bir müzikal yürüyüşle kaynaştırılmış !... Sadece müslümanlığı değil, bütün
dinleri kucaklayıp, içine alan çağdaş ilahiler, bozulmaya ve kokuşmaya başlamış
toplumumuzun damarlarına ilahi sevgiyi, aşkı, Allah’ın büyüklüğünü, gücünü ve
erdemini zerk etmekte… Albüm, tüylerimizi diken diken eden “Aşk Kapıları” ile
start alıyor… Volkan Yılmaz’ın Ney’i ve Mehmet Akatay’ın bendiri ve İlhan’ın
kadife sesi ile daha birinci parçanın introsundan o gizemli, mistik havanın
girdabında buluveriyoruz kendimizi… “Allahım aç kapılarını… Allahım aşk
kapılarını…” Gerçek bir sanatçı olarak, daima bulunduğu çağın ötelerinde bir
yerlerde bulunan ulvi kişiliğiyle İlhan İrem’in tartışılmaz yaratıcılığı,
kalitesi ve titizliği ile eşi Hansu’nun yapıtlardaki duyguları ve derinliği,
albümün tüm parçalarında, bir can damarı gibi belirgin biçimde hissediliyor…
Ülkemizin tartışmasız en önde gelen müzisyenlerinden biri olan Garo
Mafyan’ın doruklardaki performansını da yürekten kutluyorum… Albüme emek
veren müzisyenleri ayakta alkışlıyorum… Elektro gitarını konuşturan Gür Akad,
bas gitarist İsmail Soyberk, neyzen Volkan Yılmaz, klarnet ustası Hüsnü
Şenlendirici, yaylı tambur ve kemanıyla renk katan Ergin Kızılay, kemençesiyle
ayrı bir tat veren Hasan Esen, bendiri ve perküsyonuyla ilahi kapıları açan
Mehmet Akatay… Bu içten alkışlarım sizler için !... Yıllar sonra miksaj
odasına böylesine muhteşem dönen İhsan Apça’ya “Hoş Geldin !...” diyorum… Bu
yoz müzik ortamında, bu yapıta ve İrem’lere inanan, sanatın ve kalitenin her
şeyden önce geldiğini vurgulayan, “Müzikal Milat” saydığım bu yapıtın
yapımcılığını üstlenen, mangal yürekli Mustafa Karahan’a bir müzik menajeri
olarak şükranlarımı sunuyor, diğerlerine “Örnek” gösteriyorum… Albümün
aldığı övgüler, yarattığı heyecan ve yüksek satışı, “Kalite satmaz !...” diyen
kısır döngülü otoritelere gerçek müzikseverlerden tokat gibi cevaptır
!...
VE İLGİNÇ DİĞER BİR GERÇEK !... 34 Küsür sene çoğunuz onu
gerçek bir şair, doyumsuz ve uçuk bir besteci olarak tanıdı ve sevdi… İçinizde
onun gerçek bir solist olduğunu vurgulayanlarınız hak ettiğinden çok azdı
!... Albümde, bir vefa örneği göstererek, unutulmaz dostumuz Melih Kibar’ın
kapalı kapılar ardında kalan bir bestesine, o ilahi yükseliş bütünlüğüne yakışan
sözlerle hayat veren İlhan’ın, “Bile bile… Bilmezcesine…” ismini verdiği
parçasında “Şarkıcılık” performansı da tavan yapmış !... Biz bu filmi daha
önceleri başta “Olanlar Olmuş”, “Bir Yıldız”, “Samanyolu” olmak üzere bir çok
parçasında da görmüştük !...
KISACA… EFSANE GERİ DÖNDÜ… İşte bu bir
kavuşma anı !... Şimdi sevmek, sarılmak, sevişmek zamanı !... Yoz
müziğin, anlamsız, basit sözlerle kotarılan ucuz parçaların sörf yaptığı müzik
dünyamızda, gurur duyarak, imrenerek dinleyebileceğiniz bir “Master” albüm bu
!... Geleceğin müziğini yaparak klasik olmak ancak bu denli olur
!... Albümü dinlediğinizde doyamayacak, bana hak vereceksiniz
!... Tebrikler İlhan !... Tebrikler Hansu !... Beyninize, yüreğinize,
seslerinize, ellerinize sağlık !... Siz müzik dünyamızda bir ayrıcalık,
doyumsuz bir bir müzikal doğum evisiniz !...
GÖZLERİMİZ SAHNEDE,
KONSERLERİNİ BEKLİYORUZ Sevgili İlhan !... Konuştuğum herkesin bir mesajı
var sana !... Seni seven bunca gerçek müziksever konserlerini bekliyor
!... Seninle bütünleşmek, sana dokunmak istiyor !... Tam zamanı
!… Artık sıyrıl, çık kabuğundan !... Gönül gözleri henüz açılmayanlar,
olağanüstü görüntülerin dışında/uzağında kalabilir… Sen bizim için mühimsin
!... Bizler içeride, koltuklarımıza oturmuş, gözlerimiz sahnede… Seni
bekliyoruz !... “Her sevincin, her kederin… En ölümsüz sevgilerin… Sonsuz
denen göklerin… Her şeyin bir sonu varsa… Ayrılıkların da sonu var !...”
“Tamamlanınca eksik kalsa bile bir şeyler !...” Hasan Uğur Epirden 03 Haziran 2006
|