Seslerin ve müziğin yeni yeni keşfedilen etkileri kadim zamanlardan
beri biliniyordu. Piramitlerin yapımıyla ilgili teorilerden biri,
tonlarca ağırlığındaki o taş blokların belirli titreşimdeki seslerle
levite edildiği yönündedir. Bazı hayvanlar hatta bakterilerin bizim
işitemediğimiz seslerden etkilendikleri yeni keşfedildi. Kadim
kültürlerde bazı hastalıkların tedavisi müzikle yapılıyordu. Her türden
sesin bombardımanı altında bulunduğumuz gezegenimizde bizler bundan
acaba nasıl etkileniyoruz?
Radyo
ve televizyonun ortaya çıkışı ve yayılışıyla; müzik, günlük yaşamın bir
parçası haline gelmiştir. Yaşamı onsuz düşünmek kolay değil… Batıda pek
çok kimse müziği sadece bir eğlence aracı olarak görür; müziğin,
bireyi derinden etkileyen tesiri hemen hiç
anlaşılmamıştır. Müziğin, yüz yıllar boyunca terapi amaçlı kullanıldığı
belgelere dayalı gerçeği pek bilinemez. Oysaki, belli türdeki müziğin,
merkezi sinir sistemi üzerinde göz ardı edilemez etkisi vardır. Müziğin
bu amaçla dinlenmesi ve değerlendirilmesi; sadece içsel huzuru değil,
moral yükselişi de beraberinde getirir.
Öte yandan,
karışık ve kaba bir ritim üzerine yapılmış müzik sadece yapıcı olmaktan
uzak olmakla kalmaz, aynı zamanda yıkıcıdır da; çünkü o bireyde
kızgınlık ve saldırganlık gibi dengesiz ve kolay kolay kontrol
edilemeyen duygusallaşmalara neden olur. Günümüz gençliğinin büyük
çoğunluğu böyle kaba titreşimli gürültü türünden müziğe açık hedef
durumdadır. Bu tür müziğin bireye getirdiği; düşmanca/vahşice değilse
bile, kaba saba davranışlardan başka bir şey olmadığı bilimsel
araştırma ve gözlemlerle de ortaya çıkarılmıştır.
Kadim
Çin’in, adı günümüze kadar ulaşmış üstatlarından Konfüçyüs’ün müzikle
ilgili unutulmayan bir özdeyişinde şu bilgiyi buluyoruz: ”Varlıksal
yapımızla yakın ilişkisinden dolayı; müziğin, yersel ve göksel
titreşimleri içeren etkin bir niteliği vardır.”
Kadim kültürlerde dinsel düşünceler ve ritüeller arasında her zaman
yakın bağlantı olagelmiştir: Şamanlar, trans hallerine davul ritmi ve
fülüt türünden bir enstrümanın eşliğinde girerdi. M.Ö. 1500 yıllık bir
papürüste belirtildiğine göre, hastalık tedavisinde hastalara korodan
ilahiler dinletilirdi. Şifa amacıyla kullanılan tapınaklarda, tapınak
müzisyenleri tarafından yapılan müzik ile hastalar sakinleştirilir ve
rahatlamaları sağlanırdı.
Kadim Mısır’da müzik terapi
uygulamalarını etüd etmiş olan Yunanlı yazar Theophratus’un bugün
bizlere aktardığına göre, fülüt ile yapılan müzik, sadece romatizmal
ağrıların değil, böcek sokması acılarının da azaltılmasında
kullanılırdı. Resmi işlerde çalışan Mısırlılar’a ise, (onların günlük
yorgunluklarını gidermek için) arp, flüt ve lir çalınırdı. Bu
enstrümanlar kadim müzisyenler arasında (belki, kişiyi sakinleştirici
etkisinden dolayı) çok popülerdi. Tibet’in Budist keşişleri ile,
Japonya’nın Şinto keşişleri meditasyonda içsel sükuneti yakalamak için
müzikten (chants) yararlanırlardı. Bu tür dinsel müzik Hıristiyan
kiliselerinde spiritüel şuura ulaşmayı kolaylaştırmak için hala
kullanılır.
Mısır’ın kadim tanrıçalarından Hathor,
başlığı lire benzeyen bir kostüm giyerdi. Bu arada yine müzikle ilgili
olmak üzere, Eski Ahid’ten; Davud’un, zamanın kralını sakinleştirmek
amacıyla ona lir çaldığını anımsıyoruz. Tüm bunlardan ayrı olarak,
kadim Yunan mitolojisinde; müziğin şifa verici gücü hep vurgulanmıştır:
Orefe, yer altı dünyasına karısını (Eurydice) aramak üzere indiği
zaman, elinde bir lir vardı. Çünkü yer altı dünyasında çok başlı köpek
(Cerberus) ile karşılaşacağını ve bu yaratığın ancak lir sesi ile
sakinleştirlebileceğini biliyordu. Lirin bu canavar üzerindeki etkisi,
onu sakinleştirmenin de ötesinde, uyutucuydu. Homer’in Odyssey’ideki
Ulysses fena halde yaralandığında, arkadaşı (Autolycus) baş ucunda ona,
kanı dindirmek için majik bir melodi mırıldanmıştı.
Kadim
Yunanlılar müziği dinleyicinin mantal tepkisine göre 4 kategoriye
ayırmış: Bunlardan “Phrygian” türü müzik; hızlı ritmli, animasyon
içeren, canlı bir havaya sahipti ve heyecanları tahrik etmek amacıyla
dinletilirdi. “Aeolian”, yavaş ve sakinleştirici, stres giderici bir
etkiye sahipti. “Lydian” türünün dinlendirici ve gevşetici bir etkisi
vardı. Dördüncü kategorideki “Dorian” müzik hepsinden en etkilisi olup,
spiritüel yükselmeye yönelik çalışmalarda kullanılırdı.
Ünlü kemancı Yehudi Menuhin de diyor ki; “Müzik
terapidir ve hep böyle olmuştur. Ama biz bugün müziğin rehabilitasyon
amaçlı kullanılışının tekniklerini yeni yeni keşfediyoruz.” Ünlü
bir piyanist olan Yehudi’nin kız kardeşi Hepzibah zamanının büyük bir
kısmını psikiyatri hastanelerinde akıl hastalarına çalıp söylemekle
geçirmiştir. Hepzibah’ın kendi ifadesine göre, sanki müzik doğrudan
doğruya yitirilmiş akıllara hitap etmektedir; bu şekilde kendini
toplumdan yalıtmış olan hastalar (müzik sayesinde) kendilerini çevreye
bağlayan bir kanal bulmuş olmaktadır. Otistik çocuklar, ritmik seslere
olumlu tepki verir. Yeni beceriler öğrenmede zorluk çekenler üzerinde
müziğin olumlu etkileri olduğu görülmüştür.
Gezegenimiz
üzerindeki yaşam sürekli olarak zararlı ve yararlı ses bombardımanı
altındadır. Aşağı yaşam düzeyli canlılar buna tepki verir; bu
yaratıklar bizim işitme sınırımızın altındaki/üstündeki sesleri
işitebilir. 1989 Ekim ayında bunun ilginç bir denemesi yapılmış ve bir
at yarışında en önde giden at (yarışı bitirmeye çok az kala) beşer
kulağının işitemediği bir ses ile ürkütülerek yarış dışı bırakılmıştı.
Köpek
eğitiminde de, eğitilmemiş vahşi köpekler yine beşer kulağının
işitemediği seslerle etkilenir. Bu esastan hareketle, yılan oynatıcısı
da yılanlarını kontrol altında tutmak için müzikten yararlanır.
Çiftçiler hayvanlarında süt sağarken, bir yandan da müzik çalarlar.
Belli bir notta çalınan müzik ile bir cam bardağı bile kırabilirsiniz.
İnce kum taneleri belli tonlardaki müzik ile simetrik şekiller
oluşturur.
Ses dalgalarının etkisi üzerindeki araştırmalar
ortaya çıkarmıştır ki, belirli müziksel titreşimlere (daha iyi büyümek
suretiyle) olumlu tepki vermektedir. Örneğin, Bach’ın Brendenburg
Konçertosu dinletilen bazı çiçekler (örneğin bir “geranium”) daha hızlı
büyümektedir. Lyle Watson “Supernature” adlı eserinde bakterilerin bile
müzik ile etkilendiklerini yazmaktadır: Bu bakteriler müziğin belli bir
ferekansında hızla çoğalmakta, başka bir frekansında da
yaşayamamaktadır. Daha az travmatik olması için, bugün bebek
doğumlarında müzik kullanılmaktadır. Annelerin genellikle bebeklerini
uyuturken, onlara ninni söylemeleri de boşuna olmasa gerek.
Tüm
bu keşifler ve teorilerden sonra, kadim kültürlerde müziğin hastalık
tedavisinde niçin bu kadar yaygın olarak kulanıldığını anlamak zor
olmasa gerek. Şimdi biz o kadim zamanların insanlarının müzikten niçin
bu kadar yaygın olarak yararlandıklarını yeni yeni keşfediyoruz.
Müziğin, psikolojimiz ve zihinsel durumumuz üzerindeki olumlu etkisi
yeni yeni keşfediliyor. Alternatif bir terapi şekli olarak müziğin
olumlu etkileri yeni yeni anlaşılıyor.
Bu arada, sadece
beşeri müzik değil, doğada hazır olarak bulunan müzik bile şifalı
(therapeutic) etkilere sahiptir: Pırıl pırıl bir yaz sabahı şafakla
birlikte, koruluktaki kuşlar korosunun yavaş yavaş yükselen sesi, çiçek
dolu bir bahçede arı vızıltılarının alçalıp yükselen tonlaması ve deniz
kıyısını sakin sakin yalayan dalgaların sesi pek çok besteciye
ilham kaynağı olmakla kalmamış, bu ilhamla bir çok meditasyon müziği
yapılmıştır… Müziğin bilinen/bilinmeyen etkilerinden dolayı
artık özel müzik dinletileri de yapılmakta; bu işten anlayanlar,
konferans dinlemeye gider gibi, bir yerlere müzik dinlemeye
gitmektedir. Örneğin, İngiliz Müzik Terapisi Derneği, Guildhall
Müzik Okulu’nda düzenlediği dinletilerle tanınmış bir kuruluştur.
Hazırlayan: Selman GERÇEKSEVER
…………………………
Yararlanılan Eser: PSYCHIC HEALING THROUGH THE AGES, Joyce Cooper