Ruh
varlığının kozmik görevi, ruhsal alemlerle maddesel alemler arasındaki
iletişimi gerçekleştirmektir. Ruhsal alemden maddesel aleme, maddesel
alemden ruhsal aleme tesir (bilgi) alışverişi (İLETİŞİM VE ETKİLEŞİM)
enkarne ruh aracılığıyla olur. Bu iletişim sayesinde maddesel alemler
de gelişir. Ruh varlığı söz konusu iletişim işlevini bedenlenerek
(enkarnasyon) yapar. Enkarne bir varlık; ruhsal alan ile, maddesel alan
arasında bir “ara plan” dır. Bu iş tüm evrenlerde planlar
halinde yapılır. Plan toplulukları halinde bulunan ruh varlıkları
belirli bir zaman-mekan kesitinde, iradesi ve iktidarı sayesinde uyum
sağladığı bir ortama yönelir (şuurunu yansıtır). Bu yönelişi belirleyen
faktörler; seçme özgürlüğü, planı içindeki vazife yapma hakkı ve o
zaman-mekan kesiti içindeki İHTİYAÇLARIDIR. Bu ihtiyacını, büyük
ölçüde, özündeki bilginin (maddesel ortamdaki, günlük yaşamdaki)
kullanılabilirlik yüzdesini artırma eğilimi belirler.
Bu yönelişle
ruh varlığı enkarne olacağı ortamı etkisi altına alır. Kendi alanıyla
yöneldiği alan arasında ortak alanı etkilemeyi “endüksiyon” yoluyla
oluşturur ya da bu oluşumun zamanını bekler. Burada, zaman enerjisi
ruhsal enerjinin sanki sağ kolu durumundadır… Yukarıda söz konusu
edinilen iletişimin gerçekleşmesi için bu iki alanın en azından
birbirine teğet olması gerekir. Bu asgari ve yeterli şarttır. Ama iki
alan çemberinin kesişip iç içe olması daha güzeldir. Bu aşamadan sonra
enkarnasyon mantal düzeyden fizik düzeye indirilmiş olur. Bundan sonra
ruh ve madde arasındaki iletişim enkarnasyonlar süreci ve silsilesi
içinde mensup olduğu planın genel vazife kapsamı içinde bir devrenin
sonuna kadar sürüp gider.
İletişim Süreci İçinde
Bu şekildeki enkarnasyonlardan oluşan iletişim sürekliliği içinde ruh
varlıkları hem yukarıda belirtilen yaratıcılık işlevleri çerçevesinde,
hem de maddeyi geliştirmek görevinin gereği olarak kendileri için daha
süptil düzeyde maddesel formlar, enkarnasyon ortamları hazırlarlar. Bu
süreç içinde şu anda bile öyle madde formları vardır ki, biz onları ruh
zannedebiliriz. Bu bakımdan ruhun özündeki bilgisinin uygulamasının da,
maddenin gelişiminin de sonu yoktur. Ruh ve madde arasındaki bu
etkileşim süreci içinde ruh, maddesel ortamlarda sürekli olarak enkarne
durumdadır. Ne kadar ince düzeyde olursa olsun, ruh hiçbir zaman
bedensiz (araçsız) olarak madde aleminde bulunamaz.
Dolayısıyla
enkarnasyon, söz konusu evrenler boyunca sürüp giden iletişimin
kaçınılmaz gereğidir. Her iletişim süreci bir enkarnasyonu gerektirir.
Enkarnasyonsuz iletişim olmaz. Enkarnasyon, madde ile iletişimin
gereğidir ve ruh varlığı hiçbir mekanda bedensiz olarak bulunmaz. En
müteal anlamda öz olarak da düşünsek, özün madde ile iletişimini
sağlayan cevheridir. Öz olarak, ruh varlığı söz konusu iletişime
geçebilmek için cevheriyle en genel anlamda zaten maddeye enkarne
vaziyettedir.
İletişim ve Enkarnasyon
Bu genel girişten sonra;
koşulları ve genel durumu bizlerce az çok belli olan şu zaman-mekanda
bulunan kendimize bakalım, iletişim ve enkarnasyon açısından:
Ruh
varlığı için iletişim aracının çeşitli bedenler olduğunu yazımızın
giriş kısmında belirttik. Bu iletişim aracılığıyla, herhangi bir
hayatta bulunurken, genel anlamda belli bir yaşam planını uygulamak
için bir enkarnasyon ortamında bulunuyoruz demektir. Bu genel uygulama
içinde yaptığımız işleri üç ana grupta toplayabiliriz:
1. Yaşam planımızla ilgili uygulamalar,
2. Eski hayatlarımızda noksan bıraktığımız işlerle ilgili uygulamalar. Bu
bakımdan ruh varlığının belli bir enkarnasyondaki aşam planının
kapsadığı iletişim alanı, geçmiş ve gelecek yaşamlarını da kapsayan bir
küresellik içindedir. Yani bugünkü hayat planı uygulamamızı yaparken,
bağlı olduğumuz plan içinde vazife yapma hakkını kullanırken, zaman
zaman eski realitemizle ilgili noksanlarımızı da tamamlayabildiğimiz
gibi, zaman zaman da gelecekteki enkarnasyon alanımızla ortak alan
oluşturma girişimlerinde (etkileme, endüksiyon şeklinde) bulunuruz. Bu
anlamda, zaman zaman gelecekte yaşarız, geleceğimizi hazırlarız.
Geleceğe belki de bu şekilde şimdiden mantal düzeyde enkarnasyon
girişimlerinde bulunuruz.
İletişim Etkiniği
Bu durumda, bizim belli bir zaman ve mekan kesiti içinde (şimdi ve burada) “iletişim alanımız”
küresel bir görünüm arz eder. % 20-25’lik bir konsantrasyonla dünya
bedeninde bağlıyken bile, dünya şuuruyla uzanabildiği kadar zaman zaman
da olsa geçmişe ve geleceğe yöneliriz. Ayrıca ruh varlığı olarak
konsantrasyonumuzun geri kalan (% 75-80) kısmıyla, daha
düşünemeyeceğimiz kadar çok yönlü bir iletişim etkinliği içinde
bulunuyoruz ve bu etkinlik, hazırlık ve uygulama aşamalarında da tek
yönlü bir iletişim tarzında lineer(doğrusal) değildir. Geçmiş ve
gelecekle bağlantılı olarak sürüp gider. Bu şekilde küresel olduğunu
gördüğümüz bu iletişimin sadece dünya bedeni ve onun uzantılarıyla
gerçekleştirmeye çalıştığımız yönüne tekrar dönecek olursak; bu
iletişimin kuşkusuz sağlıklı ya da sağlıksız olması söz konusudur.
Burada “sağlıklı iletişim” Dünya maddesiyle % 50 oranında ve onunla
özdeşleşmeden geçen bir alışverişle gerçekleşen iletişimdir. Bu bizim
bu hayatta, madde içindeyken ruhsal dünyanın yasalarını burada fizik
alemde uygulamamız gereken gerekli ve yeterli şarttır. Bu,
dengelenmiş bir iletişimdir. Maddeye kapılmadan, maddenin çekimine
rağmen onun (yolun) esiri, oyuncağı olmadan onunla özdeşleşmeden her
iki tarafın da hakkını vererek iletişimi sürdürmektir. Orta yolda
olmaktır. Eğer bu denge, maddenin doğal cazibesinden dolayı madde
lehine bozuluyorsa, o zaman “sağlıksız iletişim” söz konusudur.
Sağlıksız iletişimde; ruh varlığı olarak kendi açımızdan düşünürsek,
bize oranla madde daha çok ve hızlı gelişiyor demektir. Halbuki bizden
beklenen; maddeyi geliştirmek ama aynı zamanda da kendi özümüzdeki
bilginin o mekanda kullanılabilirlik yüzdesini maksimum düzeye
yükseltmektir(İdraklenme cehti içinde onun uygulamasını yapmak. Bu
şekilde belirli bir siklus içinde (devre sonuna kadar) başlangıçtaki
ahdimizi planımızla birlikte gerçekleştirmektir(2). Sonunda, bize
söylendiği gibi olmaktır. Eşyanın hakikatine maksimum düzeyde nüfuz
etmiş olmaktır.
Hikmet ve Rahmet Istırapta...
Yukarıda
belirttiğimiz istenmeyen tehlikeye karşı, bedenli ruh varlıkları olarak
bizler ta eski dönemlerden beri uyarıldık. Aslında uyaran da biziz,
uyarılan da… Bu uyarılar (inisiyatik ve dinsel öğretiler) çerçevesinde
biliyoruz ki, söz konusu iletişimimiz sağlıksız olduğu zaman, icaplar
aleminde ISTIRAP hazır. Çünkü yine ISTIRAPLAR sayesinde biliyoruz ki,
çoğunlukla bize ıstırap veren şeylerde hikmet ve rahmet vardır.
Istırabın, ıstırap halinin uyanık tutucu bir etkisi var. Biraz uyanık
olunabilirse, ıstırapta “sabır ve tahammül hali” vardır (ya da insan
ıstırap çektiği zamanlarda sabır ve tahammül hali içine girer) ki bu
hal de insan için bağlı olduğu planından düşey tesirleri aldığı en
elverişli zamandır. Başka bir ifadeyle planıyla iletişimin yoğunlaştığı
zamanlardır.
Sağlıklı İletişim
Bu nedenle tüm
inisiyatik öğretilerde “maksatlı ıstırap” halinin önemi vurgulandı
durdu. Çünkü şu belirli bir enkarnasyonla geçmiş olduğumuz iletişimden
beklenen değişimin, gelişimin, farkındalığın, anlayışın ve uyanışın
gerçekleşmesi için, söz konusu iletişimin sağlıklı sürmesi yönünde
titizlik göstermek durumundayız; ya da olası ama istenmeyen bir sapma
ortaya çıktığında da, ıstıraplardan yararlanma yönünde titizlik
göstermeliyiz. Bir enkarnasyonla sağlanmış bulunan iletişimin sağlıklı
oluşunun başka bir yan ürünü de sağlıklı bir yardımlaşma ve dayanışma
bilincidir. Çünkü iletişimde, bir şeyleri (düşünce, duygu, bilgi)
paylaşmak söz konusudur. “Paylaşmak” ise ancak sağlıklı bir iletişim
halinde “yardımlaşma ve dayanışma bilinci” içinde olur. Bu bakımdan
yardımlaşma ve dayanışmanın hedefi de iletişimdir. Bu durumda en önemli
katalizör ise SEVGİDİR. Evrensel sevgi enerjisi gereği varlıklar,
enkarnasyonlar süreci içinde iletişim ile yardımlaşma ve dayanışmaya
giriyorlar. Bu durum aslında, plansal büyüklükteki küresellik
halindeki bir plan içinde olan en belirgin süreçtir: Planın payına
düşen bilginin, tüm plan katmanları ve varlıklarınca emilmesi, pay
edilmesi ve hazmedilmesidir. En güzel yardımlaşma ve dayanışma plan
bünyesinde, plansal bir iletişim halinde ve başka planlarla da
bağlantılı olarak gerçekleşmektedir. İşte bu iletişime katılma şeklimiz
ve planımız hiyerarşi içindeki yerimizi ve fonksiyonumuzu belirliyor.
İletişim ve Fedakarlık
Bu
iletişimin temelinde, hem plansal hem de dünyasal anlamda FEDAKARLIK
vardır. Çünkü söz konusu iletişime sağlıklı bir şekilde katılmak;
maddenin üzerimizdeki cazibesini % 50’ye kadar indirmekle olur.
Maddenin bağlayıcı etkisini azaltmakla olur. Bu da fedakarlığı
gerektiren bir zorunluluktur. Bunun için, maddenin cazibesiyle ortaya
çıkan ataletten uzak olarak iletişimin gereği olan aktiviteye önem
vermekte yarar vardır. Evrenlerde “aktif etmen” ruhtur. Bu nedenle hem
bedenli ruh varlığı olarak, hem de “iletişim”in doğal gereği olarak,
kendimizi her an hatırlar halde aktif tutmaya özen göstermeliyiz. Başka
bir ifadeyle, maddeyle iletişim halinde bulunduğumuz şu durumda
aktivitemiz ne kadar yoğunsa, iletişimimizin kalitesi de o denli yüksek
olacak demektir.
Selman GERÇEKSEVER
…………………………
(1)
Zaman Enerjisi kozmozun dört temel enerjisinden biridir, öteki üçü ise;
ruh, hayat ve fizik enerjilerdir ki bunların hepsinin yönetimi ruhsal
enerjinin elindedir. Ruh varlığı yaratıcılık işlevini zaman enerjisi
aracılığıyla gerçekleştirir. Her şey, ruhun gözetiminde ve yönetiminde
olarak (kuşkusuz, İlahi İrade Yasaları çerçevesinde olmak üzere) zaman
enerjisinin etkisiyle; gelişir, değişir ve olgunlaşır. Ruh varlığı,
bilgisini, belli bir mekanda Zaman Enerjisi aracılığıyla tezahür
ettirir; ama önce, o mekanı bilginin orada tezahürüne elverişli
hale/kaliteye getirir. Yazımızın temasını oluşturan alan oluşumlarında
da Zaman enerjisi temel ögelerden biridir. Bir alanın oluşumunda Zaman
Enerjisi birinci ögedir; ötekiler ise mekan ve varlıktır. Zaman,
Mekan(fizik) ve Varlık(lar) üçlüsü bir alan/zemin oluşumunun olmazsa
olmaz üçlüsüdür. Bir ruhsal planın zeminin de bu üçlü
oluşturur.
(2) Ahdimizi bozmamamız konusunda Kur’an’ da bile yer yer uyarılar vardır(Fetin 10).
|