HAZIRLAYAN: Selman GERÇEKSEVER
Nasıl olduğunu
açıklayamadığımız için “tesadüf” deyip geçtiğimiz bazı olaylar sanki
“anlamlı eşgüdüm” halinde ortaya çıkıveriyor. Bu durumun açıklamasını,
değişik kaynaklardan yararlanarak açıklamaya çalışalım:
Evet
“eşzamanlılık” kavramı yerine genellikle “tesadüf” deyip geçiyoruz,
hatta tesadüf diye bir durumun evrenlerde olmadığını bile bile…
“İlişkili rastlantı örüntüleri” de deniyor bu durumlara. İnsanlar çok
eski zamanlardan beri; özellikle bazı toplumsal olayları, bazı doğa
olaylarıyla ilişkilendirme eğilimini hep göstermişlerdir. Örneğin,
1066’ da İngiltere’ nin Normanlar tarafından işgalinin,
gökyüzünde yeni bir yıldızın ortaya çıkışıyla ilişkilendirilmesi…
(Daha ayrıntılı örnekler için bkz. kaynak eser(1). Bunun gibi bir çok
olay (kralların taç giymesi, savaşlar, hastalıklar ve ünlü kişilerin
doğması) daima bir mucizeyle birlikte oluyordu. Bu bir dünya görüşüdür
ama aynı zamanda eşzamanlılıktır. Eşzamanlılık kavramının
anlaşılmasına katkıda bulunanlar, Carl Jung başta olmak üzere; Wolfgang
Pauli, Werner Heisenberg ve hatta Albert Einstein’dır(1). İnsanların bu
eğilimlerinin nedeni, doğanın; her bireyin belli bir yere sahip olduğu
tek ve devasa bir organizma olarak düşünülmüş olmasındandır. Örneğin,
Lord Kelvin için evren bir makinedir; inşasında, işleyişinde bir deha
içeren bir makine… Böyle küresel/bütünsel bir görüşe sahip olabilmek
için, modası geçmiş fizik anlayışından (materyalist yaklaşımdan)
kurtulmak gerek. Ama ene yazık ki, devre sonunun şu bitiş günlerinde
bile, modası geçmiş bir fizik anlayışından miras kalan dünya görüşü
yaşamımızda hala etkili olmayı sürdürmektedir. İşte bu kısır dünya
görüşünün en büyük yanılgılarından biri de;olmakta olanın ve olmuş
olanın içindeki “ilişkili rastlantı örüntüleri”ni (yani, eşzamanlılığı
ve olayların anlamlı eşgüdümünü) görememektir. Oysaki, söz
konusu “anlamlı eşgüdüm” ve “ilişkili rastlantı örüntüleri”ni
fark etmiş bilim adamları (D.Peat, C.Yung, W.Pauli, P.Kammerer)
eşzamanlılığın bizim fikri savunmalarımızın ötesine ulaşabileceği ve
zaman ve doğanın doğrusal odluna olan inancımızı yıkabilecek kapsamda
olduğu görüşündeler. Konu biraz irdelendiğinde, böyle bir görüşe
olaşmamak zaten olası değildir. Çünkü eşzamanlılık anlayışının; fen
bilimlerinin nesnel yaklaşımı ile, bireysel değerlerin öznelliği
arasında bir köprü oluşturabilme niteliği ve kapsamlılığı var. Nesnel
anlayış ile, özne anlayış arasında bir köprü oluşturulabilir (aynen
C.Jung ile Pauli’nin ortak çalışmaları gibi…)(2).
Eşzamanlılık
knusu/kavramıyla ilgili bilgilerimiz, iki önemli bilim adamının
çalışmalarının ortak ürünüdür: Psikolog Carl Jung ve fizikçi Wolfgang
Pauli. Bunlardan W.Pauli’nin fizik bilimine yaptığı katkıların en
iyi bilineni; ilginç bağlantıları içeren “dışlama ilkesi” dir:
“Doğadaki olayları ilişkilendirmekte kullandığımız nedensellikten çok,
eşzamanlılık evrenin temelinde yatan örüntülerin (tesir ağının)
sonucudur.” Pauli’nin bu ifadesinden hareketle Jung, bir adım daha
ileri giderek, eşzamanlılığı; “nedensiz bağlama ilkesi” olarak
adlandırmıştır.
Eşzamanlılık, Pauli ve Jung’ un (yan, psikoloji
ve fiziğin) yaklaşımlarının ortak paydasından ortaya çıkmış bir anlayış
ve bazı olguları açıklama şekli (ki bunlar evrenin temelinde yatan
örüntülerdir…) olmaktadır. Jung’un eşzamanlılığı değişik tanımlamaları
şöyledir:
- “Aynı ya da benzer anlama sahip, iki ya da daha çok nedensel açıdan ilişkisiz (gibi görünen) olayın zamandaki örtüşmeleri…
- “Nedensiz paralellikler…”
-
“Anlamlı rastlantılar ‘talih’ olarak düşünülemez. Tesadüfler çoğaldıkça
ve tesadüflerin yoğunluğu ve benzerlikleri daha da kesinleşip
büyüdükçe, artık salt talih olarak kabul edilemezler. Fakat nedenli bir
açıklama yokluğundan , onlar ‘anlamlı düzenlemeler’ olarak
düşünülebilir…”
- “Aynı anlama sahip ama neden açısından ilişkisiz iki ya a daha fazla olayın zaman içindeki rastlaşması/örtüşmesi …”
Evrendeki
her olay, nedenli bir şekilde, kendisinden önce ve sonra gelen olaya
bağlıdır. Nedensellik(3) ve eşzamanlılık birbirine karşı kavramlar
değildir. Fakat bunlar aynı gerçeğin iki farklı idrakidir. Jung ile
ortak ya da birlikte çalıştıkları bilinen W.Pauli, kuantum düzeyinde
doğanın tamamının bir dans halinde olduğunu iddia etmiş ve demiştir ki;
“Tüm elementer parçacıklar v enerji paketçikleri dans halindedir.
Elektron-proton- nötron anti-simetrik dans grubunu oluştururken; mezon
ve fotonlar simetrik dans eden grubun üyeleridir.”
Bu konuda
başka bir araştırmacı da (dipnot-1’ de adı geçen kaynak eserimizin
yazarı David Peat’ tır. D.Peat, iç ve dış dünyalar arasında bir köprü
kurulabileceğini ve eşzamanlılığın da bir başlangıç noktası
olabileceği fikri üzerinde durmuştur. D.Peat’ e göre, eşzamanlılık
konusu; madde ve zihin, fizik ve ruh dünyaları arasına gerilmiş bir
köprünün inşasını olanaklı duruma getirecek bir kapsama sahiptir.
Olayların
anlamlı eşgüdümü ve nensiz düzenlilik (yani, eşzamanlılık) konusunda,
bu alana katkıda bulunmuş başka bir araştırmacı da Paul Kammerer’
dir(19oo’ lü yılların ilk yarısı) Kammerer, yerçekiminin etkisi
altında, uzayda asteroitlerin birlikte “başıboş” gezmesi gibi,
“rastgele” olayların da kümeler oluşturduğunu belirtmiştir. Bir
olayın, benzer bir şekli ya da kalıbı paylaşan iişkisiz olaylara karşı
ilgi gösterdiğini söyleyen yine Kammerer’ dir. Kammerer’ e
göre,”Olaylardaki ardardalık ve kümelenme, nedenli olmayan
bağlantıların etkisi altında ortaya çıkmaktadır.” Bu
ve benzeri görüşleriyle Kammerer, doğada temel bir uyumun varlığına
dair bir sav üretmiş oluyordu.
Tüm bunlardan anlaşılıyor
ki,eşzamanlılık sırasında; farklı nesneler/olaylar mekanda ve
zamanda bir örüntü oluşturmak için bir araya gelirler. Arthur Koestler’
e göre(4) bu bir araya gelişler evrendeki farklı nesnelerin
birbirine karşı ilgi gösterdiklerinin bir belirtisidir. Eşzamanlılık
bir potansyelin ifadesidir ya da var oluşun belli bir noktasındaki
anlamın ifadesidir. Eşzamanlılık bireysel (cüz’i) ile genelin(külli)
kavuşumunu içerir(kaotik düzen, bozuk simetriler…) Eşzamanlılık sürekli
olarak en geniş içerik ile ilgilenmiş, sınırları ve kategorileri aşan
örüntüleri aramıştır. Bu niteliği ile eşzamanlılık deneyimin özel
alanları arasında sınır görmeyi reddeder.
Aslına olaylar
örüntüsüz değil (nedensellik var) ama eşzamanlılığın esası; herhangi
bir örüntünün, eşzamanlılığı deneyimleyen bireye bir anlam ve değer
sunmasıdır. Zaten biz de bu değer ve anlamı sezinlediğimiz
zaman,eşzamanlılıktan söz ediyoruz. Oysaki, eşzamanlılık hep var.
Eşzamanlılık,
fizik ve psikoloji bilim dalları arasında (Jung ve Pauli); fiziğe
öznelliği, psikolojiye de nesnelliği sokan diyaloğu olanaklı kılmıştır.
Bu gerçekten hareketle, fizik ve psikolojinin daha derin bütüncül bir
tanımına ulaşmak için, eşzamanlılığı her iki yönden de incelemek
gerek..Bunun için, özellikle fizikteki en son/yeni görüşleri kullanmak
gerek.
Eşzamanlılık, dönüşümün(transformation) süresiyle de
ilgilidir. Örneğin; doğum, ölüm, sevgi, psikoterapi, yoğun yaratıcı
çalışma ve bir meslek değişimi bile buna neden olabilir. Bundan dolayı
C.Jung eşzamanlılığı; aynı anlama sahip ama neden açısından ilişkisiz
iki ya da daha fazla olayın zaman içindeki rastlaşması/örtüşmesi olarak
tanımlamıştır. …………………….. (1) Wolfgang Pauli, Münih
Üniversitesi’nde okurken, Heisenberg ve Einstein ile tanışma fırsatı
buldu. Pauli zamanının teorilerini eleştirmekle tanınmış bir bilim
adamıydı.Bunu o kadar ustalıkla ve isabetli bir şekilde yapıyordu ki,
kendisine; “korkunç Pauli” ya da “Tanrı’ nın kırbacı” gibi adlar
takmışlardı. Bir defasında Einstein’ in görecelik teorisini bile
eleştirmişti. Einstein’ in yanıtını, “EŞZAMANLILIK, David Peat (İnsan
Yayınları)” adlı kitapta bulabilirsiniz. Pauli ve Heisenberg öğrencilik
yıllarını, mevcut teorileri eleştirerek ve en yaklaşımlar üreterek
geçirmişlerdir. (2) Küresel düşünülebildiği oranda,
ontolojik açıdan da; görünen(nesnel) ile görünmeyen (öznel, ruhsal,
Tanrısal olan) arasında organik bir bağlantı bulunduğunu zaten
biliyoruz: Biyolojik ve metabiyolojik yanımız, bedenler/merekezler
arası sirkülasyon ve buna balı olarak idraklenme cehti ve değişik
yoğunluk düzeyleri arasında ilişki vb. kavramlarımız var. (3) Nedensellik = causality, cause and effect, neden-etki zinciri… (4)
Arthur Koestler(19o5-1983): Macar asıllı Amerikalı yazar. Türkçe’ de
yayımlanan kitapları: Ruh Fırtınaları, Ölüm Korkusu, Spartaküs, İdam
Cezası Üzerine, Haçsız Haçlılar |