Ana Sayfa arrow Makaleler arrow Eşzamanlılık Yazı Boyutu: + | -

 

 

Ana Sayfa
Kanat Sesleri
Yolculuklar
Makaleler
Araştırmalar
İÇ'ten
Sonsuzluk Notaları
Yönsüz Akışlar
İlhan İrem Forum
.....:: BİRileri ::.....
İlhan İrem
Halil Cibran
Krishnamurti
Mevlana
Osho
Yunus Emre
........................
Haber ve Duyurular
Kanat Sesleri'nde
Duvar Kağıtları
Bilgi İsteği
Dinle'nce
Linkler
Arama
İletişim
Mesajlar
Gelen Kutusu

Yeni mesajınız yok.

Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yoksa,
oluşturabilirsiniz

 

 

.....
 
Eşzamanlılık Yazdır E-Posta
Ekleyen Selman Gerçeksever   
13 September 2005

HAZIRLAYAN: Selman GERÇEKSEVER

Nasıl olduğunu açıklayamadığımız için “tesadüf” deyip geçtiğimiz bazı olaylar sanki “anlamlı eşgüdüm” halinde ortaya çıkıveriyor. Bu durumun açıklamasını, değişik kaynaklardan yararlanarak açıklamaya çalışalım:

Evet “eşzamanlılık” kavramı yerine genellikle “tesadüf” deyip geçiyoruz, hatta tesadüf diye bir durumun evrenlerde olmadığını bile bile… “İlişkili rastlantı örüntüleri” de deniyor bu durumlara. İnsanlar çok eski zamanlardan beri; özellikle bazı toplumsal olayları, bazı doğa olaylarıyla ilişkilendirme eğilimini hep göstermişlerdir. Örneğin, 1066’ da  İngiltere’ nin Normanlar tarafından işgalinin, gökyüzünde yeni bir yıldızın  ortaya çıkışıyla ilişkilendirilmesi… (Daha ayrıntılı örnekler için bkz. kaynak eser(1). Bunun gibi bir çok olay (kralların taç giymesi, savaşlar, hastalıklar ve ünlü kişilerin doğması) daima bir mucizeyle birlikte oluyordu. Bu bir dünya görüşüdür ama aynı zamanda eşzamanlılıktır.
 
Eşzamanlılık kavramının anlaşılmasına katkıda bulunanlar, Carl Jung başta olmak üzere; Wolfgang Pauli, Werner Heisenberg ve hatta Albert Einstein’dır(1). İnsanların bu eğilimlerinin nedeni, doğanın; her bireyin belli bir yere sahip olduğu tek ve devasa bir organizma olarak düşünülmüş olmasındandır. Örneğin, Lord Kelvin için evren bir makinedir; inşasında, işleyişinde bir deha içeren bir makine… Böyle küresel/bütünsel bir görüşe sahip olabilmek için, modası geçmiş fizik anlayışından (materyalist yaklaşımdan) kurtulmak gerek. Ama ene yazık ki, devre sonunun şu bitiş günlerinde bile, modası geçmiş bir fizik anlayışından miras kalan dünya görüşü yaşamımızda hala etkili olmayı sürdürmektedir. İşte bu kısır dünya görüşünün en büyük yanılgılarından biri de;olmakta olanın ve olmuş olanın içindeki “ilişkili rastlantı örüntüleri”ni (yani, eşzamanlılığı ve olayların anlamlı eşgüdümünü) görememektir.
 
Oysaki, söz konusu “anlamlı eşgüdüm” ve “ilişkili rastlantı örüntüleri”ni  fark etmiş bilim adamları (D.Peat, C.Yung, W.Pauli, P.Kammerer) eşzamanlılığın bizim fikri savunmalarımızın ötesine ulaşabileceği ve zaman ve doğanın doğrusal odluna olan inancımızı yıkabilecek kapsamda olduğu görüşündeler. Konu biraz irdelendiğinde, böyle bir görüşe olaşmamak zaten olası değildir. Çünkü eşzamanlılık anlayışının; fen bilimlerinin nesnel yaklaşımı ile, bireysel değerlerin öznelliği arasında bir köprü oluşturabilme niteliği ve kapsamlılığı var. Nesnel anlayış ile, özne anlayış arasında bir köprü oluşturulabilir (aynen C.Jung ile Pauli’nin ortak çalışmaları gibi…)(2).

Eşzamanlılık knusu/kavramıyla ilgili bilgilerimiz, iki önemli bilim adamının çalışmalarının ortak ürünüdür: Psikolog Carl Jung ve fizikçi Wolfgang Pauli. Bunlardan  W.Pauli’nin fizik bilimine yaptığı katkıların en iyi bilineni; ilginç bağlantıları içeren “dışlama ilkesi” dir: “Doğadaki olayları ilişkilendirmekte kullandığımız nedensellikten çok, eşzamanlılık evrenin temelinde yatan örüntülerin (tesir ağının) sonucudur.” Pauli’nin bu ifadesinden hareketle Jung, bir adım daha ileri giderek, eşzamanlılığı; “nedensiz bağlama ilkesi” olarak adlandırmıştır.

Eşzamanlılık, Pauli ve Jung’ un (yan, psikoloji ve fiziğin) yaklaşımlarının ortak paydasından ortaya çıkmış bir anlayış ve bazı olguları açıklama şekli (ki bunlar evrenin temelinde yatan örüntülerdir…) olmaktadır. Jung’un eşzamanlılığı değişik tanımlamaları şöyledir:

  •  “Aynı ya da benzer anlama sahip, iki ya da daha çok nedensel açıdan ilişkisiz (gibi görünen) olayın zamandaki örtüşmeleri…
  • “Nedensiz paralellikler…”
  • “Anlamlı rastlantılar ‘talih’ olarak düşünülemez. Tesadüfler çoğaldıkça ve tesadüflerin yoğunluğu ve benzerlikleri daha da kesinleşip büyüdükçe, artık salt talih olarak kabul edilemezler. Fakat nedenli bir açıklama yokluğundan , onlar ‘anlamlı düzenlemeler’ olarak düşünülebilir…”
  • “Aynı anlama sahip ama neden açısından ilişkisiz iki ya a daha fazla olayın zaman içindeki rastlaşması/örtüşmesi …”


Evrendeki her olay, nedenli bir şekilde, kendisinden önce ve sonra gelen olaya bağlıdır. Nedensellik(3) ve eşzamanlılık birbirine karşı kavramlar değildir. Fakat bunlar aynı gerçeğin iki farklı idrakidir. Jung ile ortak ya da birlikte çalıştıkları bilinen W.Pauli, kuantum düzeyinde doğanın tamamının bir dans halinde olduğunu iddia etmiş ve demiştir ki; “Tüm elementer parçacıklar v enerji paketçikleri dans halindedir. Elektron-proton- nötron anti-simetrik dans grubunu oluştururken; mezon ve fotonlar simetrik dans eden grubun üyeleridir.”

Bu konuda başka bir araştırmacı da (dipnot-1’ de adı geçen kaynak eserimizin yazarı David Peat’ tır. D.Peat, iç ve dış dünyalar arasında bir köprü kurulabileceğini ve eşzamanlılığın da  bir başlangıç noktası olabileceği fikri üzerinde durmuştur. D.Peat’ e göre, eşzamanlılık konusu; madde ve zihin, fizik ve ruh dünyaları arasına gerilmiş bir köprünün inşasını olanaklı duruma getirecek bir kapsama sahiptir.

Olayların anlamlı eşgüdümü ve nensiz düzenlilik (yani, eşzamanlılık) konusunda, bu alana katkıda bulunmuş başka bir araştırmacı da Paul Kammerer’ dir(19oo’ lü yılların ilk yarısı) Kammerer, yerçekiminin etkisi altında, uzayda asteroitlerin birlikte “başıboş” gezmesi gibi, “rastgele” olayların da kümeler oluşturduğunu belirtmiştir.  Bir olayın, benzer bir şekli ya da kalıbı paylaşan iişkisiz olaylara karşı ilgi gösterdiğini söyleyen yine Kammerer’ dir. Kammerer’ e  göre,”Olaylardaki ardardalık ve kümelenme, nedenli olmayan bağlantıların  etkisi altında ortaya çıkmaktadır.”   Bu ve benzeri görüşleriyle Kammerer, doğada temel bir uyumun varlığına dair bir sav üretmiş oluyordu.

Tüm bunlardan anlaşılıyor ki,eşzamanlılık sırasında; farklı nesneler/olaylar  mekanda ve zamanda bir örüntü oluşturmak için bir araya gelirler. Arthur Koestler’ e  göre(4) bu bir araya gelişler evrendeki farklı nesnelerin birbirine karşı ilgi gösterdiklerinin bir belirtisidir.
 
Eşzamanlılık bir potansyelin ifadesidir ya da var oluşun belli bir noktasındaki anlamın ifadesidir. Eşzamanlılık bireysel (cüz’i) ile genelin(külli) kavuşumunu içerir(kaotik düzen, bozuk simetriler…) Eşzamanlılık sürekli olarak en geniş içerik ile ilgilenmiş, sınırları ve kategorileri aşan örüntüleri aramıştır. Bu niteliği ile eşzamanlılık deneyimin özel alanları arasında sınır görmeyi reddeder.

Aslına olaylar örüntüsüz değil (nedensellik var) ama eşzamanlılığın esası; herhangi bir örüntünün, eşzamanlılığı deneyimleyen bireye bir anlam ve değer sunmasıdır. Zaten biz de bu değer ve anlamı sezinlediğimiz zaman,eşzamanlılıktan söz ediyoruz. Oysaki, eşzamanlılık hep var.

Eşzamanlılık, fizik ve psikoloji bilim dalları arasında (Jung ve Pauli); fiziğe öznelliği, psikolojiye de nesnelliği sokan diyaloğu olanaklı kılmıştır. Bu gerçekten hareketle, fizik ve psikolojinin daha derin bütüncül bir tanımına ulaşmak için, eşzamanlılığı her iki yönden de incelemek gerek..Bunun için, özellikle fizikteki en son/yeni görüşleri kullanmak gerek.

Eşzamanlılık, dönüşümün(transformation) süresiyle de ilgilidir. Örneğin; doğum, ölüm, sevgi, psikoterapi, yoğun yaratıcı çalışma ve bir meslek değişimi bile buna neden olabilir. Bundan dolayı C.Jung eşzamanlılığı; aynı anlama sahip ama neden açısından ilişkisiz iki ya da daha fazla olayın zaman içindeki rastlaşması/örtüşmesi olarak tanımlamıştır.
……………………..
 
(1) Wolfgang Pauli, Münih Üniversitesi’nde okurken, Heisenberg ve Einstein ile tanışma fırsatı buldu. Pauli zamanının teorilerini eleştirmekle tanınmış bir bilim adamıydı.Bunu o kadar ustalıkla ve isabetli bir şekilde yapıyordu ki, kendisine; “korkunç Pauli” ya da “Tanrı’ nın kırbacı” gibi adlar takmışlardı. Bir defasında Einstein’ in görecelik teorisini bile eleştirmişti. Einstein’ in yanıtını, “EŞZAMANLILIK, David Peat (İnsan Yayınları)” adlı kitapta bulabilirsiniz. Pauli ve Heisenberg öğrencilik yıllarını, mevcut teorileri eleştirerek ve en yaklaşımlar üreterek geçirmişlerdir.
 
(2) Küresel düşünülebildiği oranda, ontolojik açıdan da; görünen(nesnel) ile görünmeyen (öznel, ruhsal, Tanrısal olan) arasında organik bir bağlantı bulunduğunu zaten biliyoruz: Biyolojik ve metabiyolojik yanımız, bedenler/merekezler arası sirkülasyon ve buna balı olarak idraklenme cehti ve değişik yoğunluk düzeyleri arasında ilişki vb. kavramlarımız var.
 
(3) Nedensellik = causality, cause and effect, neden-etki zinciri…
 
(4) Arthur Koestler(19o5-1983): Macar asıllı Amerikalı yazar. Türkçe’ de yayımlanan kitapları: Ruh Fırtınaları, Ölüm Korkusu, Spartaküs, İdam Cezası Üzerine, Haçsız Haçlılar


< Önceki   Sonraki >

    Sayfa Basi
Yazıların hakları yazarlara aittir. Lütfen kendilerinden izin almadan yayınlamayınız
Ruhun özü Krizalit içinde saklı. Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti. Bir kelebek, reankarnasyon sancılarında ağulu yeşil çocukluk pembesi Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda... Haberci Güvercin İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan Melek şekline büründü ruh Basubadelmevt! Ruhun Yükselişi Seni Seviyorum Kelebek ömrü kadar sonsuz. Başka hayatlarda yitirip, Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri. Ruhun Yükselişi! Seni Seviyorum