DERLEYEN: Selman Gerçeksever
Güzel bir melodinin namelerini işittiğimiz zaman; zihnimiz sadece sanki
onlara teşekkür edercesine sakinleşip kalmaz, o sırada ruhumuz bile
günlük yaşamın sıkıcı bağlarından kurtulur ve rahatlar. İşte bu, bu
yazının konusu olan ‘müziğin gücü’dür. Burada ‘müzik’ derken,
geçmişteki ve zamanımızdaki müzik ve melodi üstatlarının yaptıkları
müziği kastediyoruz, günümüzde ses kirliliği oluşturmaktan başka bir
işe yaramayan gürültülü rock ve pop müziğini değil…
Tüm çevremiz doğa orkestrasının evrensel ritmi ile sarılmış durumda:
Şafak vaktinin huzuru, gecenin fırtınası ve akşam yağan yağmurun huzur
verici şıpırtısı ile, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte havayı dolduran
kuş cıvıltıları doğa orkestrasının elemanlarını oluşturur.
Bu şekilde sürekli olarak doğanın ses titreşimleriyle banyo yapar
durumdayız. Büyük müzik çalışmalarına bu titreşimlerin yansımaması
düşünülebilir mi… Üstat kompozitörler olamayabiliriz ama onların
yaptığı müzikten yansıyan iyileştirici enerjileri algılayabilir ve
onlara müteşekkir olabiliriz.Yüzyıllar boyunca bu tür müzikten ilham ve
hatta şifa aldık.
Müzik İyileştirici Bir Enerjidir…(*)
Tüm müzik notalarının titreşim(vibrasyon) içerdiğini ve her sesin
kendine özgü bir frekansı ya da dalga boyu olduğunu biliyoruz. İşte
bizlerin de, her birimizin ayrı ayrı olmak üzere; düşünce
kalıplarımızın, hissiyatlarımızın ve fiziğimizin titreşimlerinin
oluşturduğu bileşkenin bir tek (ve biricik) “aura notası”
olduğunu da biliyoruz. Bu yüksek/süptil titreşimleri algılayacak
cihazlarımız henüz yok ama bu titreşimlerin var olduğunu yüzyıllardan
beri biliyoruz. Biz onları algılayamıyoruz diye de var olduklarını
inkar edecek halimiz yok…
Cansız dediğimiz objeler de dahil, var olan her şey titreşir. Çünkü her
şey; sürekli olarak hareket halinde kıpır kıpır olan proton, nötron ve
elektron yığınından başka bir şey değildir. Onların bu hareketleri o
kadar hızlıdır ki, bir illüzyonel yanılgı olarak (biz onları) “katı”
olarak algılarız ve katı olarak niteleriz. Söz konusu titreşim
durumundan dolayı, her şeyin kendine özgü bir “aura notası” vardır.
Evren de kendine özgü bir sese sahip olup, bunu haykırırcasına yayınlar
(emit) durur. Doğu kökenli dinlerde bu, yüz yılladır bilinen bir
gerçektir. Bu ses, fonetik olarak, /AH-UM/ gibi bir şeydir ve bu ses,
çeşitli dinsel tarikatlarda mantra olarak yüz yıllardan beri
kullanılagelmiştir.
Kendimizi dünyanın gürültülü ortamından geri çekip, sessizliğin altın
odasına girdiğimiz zaman, canlı kozmozun bu sesine akortlama şansını
yakalayabiliriz. Böyle bir akortlama, kendi yüksek benimizle ilgili
farkındalığımızı da artıracaktır ki; bu da, Bütünsel’e olan
yakınlığımızın biraz daha artması demektir.
Eğer bedensel beninizi dinlendirebilmek ve onu yeniden şarj etmek
isterseniz, sessizliğin altın odasında kaliteli müzik dinleyiniz. Orada
ruhunuz ve zihniniz Evrensel Ses Enerjileri’ni bol bol absorbe etmek
(emmek) fırsatını yakalayacaktır. Şu anda üzerine oturduğunuz sandalye
ile bedeniniz arasında bir enerji transferi (karşılıklı etkileşim
şeklinde) sürüp gitmektedir.
Gök gürültülü fırtınalarda elektrik yüklü iki bulut belli bir uzaklığa
geldikleri zaman, yükü fazla olandan (yükü) daha az olana doğru bir yük
boşalması olur ve biz bunu tüyler ürpertici bir şimşek ve ardından gök
gürültüsü olarak algılarız. Benzer şekilde, bizler de belli bir sükunet
hali içine girdiğimizde, kuş seslerinden, güneş ışığından, doğadaki
yeşilliklerden, tertemiz havadan sudan, evinizin duvarlarından ve hatta
elinizdeki kitabın / derginin sayfalarından vb. kısacası, çevremizdeki
her şeyden aktif bir şekilde enerji emeriz. Eğer bu konuda bir kuşkunuz
varsa, ilk fırsatta hemen arka odanıza çekilip, deneyebilir, bu
söylediklerimizi sınayabilirsiniz. Bu enerji alış verişi tezahüratın
tüm birimleri arasında zaten doğal olarak sürüp gider ama bu olgunun
bilincinde olarak yapılacak özel pratiklerle çevreden daha çok enerji
çekilebilir, bu yolla da sanki ‘ruhsal şifa bataryalarınızı’ bol bol ve
sık sık şarj edebilirsiniz.
Kendi ‘aura enerjinize’ söz konusu (çevre kökenli) enerjilerin daha çok
katılımını sağlamak için, arka odanızda sessiz sakin meditasyon
yaparken, kaliteli müzik de dinlemenizi öneririz. Deneyin, görün!
Yaşam olduğu gibi titreşim, hareket ve değişimden ibarettir. Yaşam aynı
zamanda, Usta Kompozitör tarafından orkestrasyonu yapılmış bir
müziktir. O Yüce Kompozitör görünmez olarak vardır ve her şeyin
içindedir. Bununla birlikte, unutmayalım ki, büyük müzik eserlerinde,
birbirine uyumlu ahenkli notalar olduğu kadar, uyumsuzlar da vardır.
Ama bu uyumsuzlar, melodinin akışı içinde eserin geneline
uyumlandırılır.
Yaşam da böyledir: Genelde harika ama içinde bu harika görünüm ile
bağdaşmıyormuş gibi görünen ama bizlerin gelişimi için kaçınılmaz
olan uyumsuzluklar içerir... Bu uyumsuzluklara esneyerek (elestkiyetle)
uyum sağlamak, hatta onları geneldeki harika ahenge uyumlamak, içsel
gelişim açısından çok değerli deneyimleri gerektiren fırsatlardır.
Tüm tezahürat sürekli olarak Evren Müziğini yaratıyor, kendi aura
seslerimizi her gün ona katıyoruz ve bunlar zaten sonradan bizim
aksiyonlarımıza, düşüncelerimize, hissiyatlarımıza da yansıyor.
An be an yaşamımızın notalarını akıp giden yaşam ırmağına döküyoruz.
Erdemli insanlar bunu şimdiye kadar son derece nazik ve düşünceli bir
şekilde yapagelmiştir, halen de yapıyorlar. Onlar böylece harika bir
şifa ve uyumlu bir ses yarattılar ve kattılar Bütünsel’e...Bu, Bütün’ün
hayrı ve kendi hayırları için, erdemli kişilere özgü bir
aksiyondur.
Ses İle İyileştirme Pratikleri:
Genel Zihinsel Sükunet Pratiği:
Rahat bir sandalyeye dik olarak oturun ya da çok yumuşak olmayan bir
yere uzanın. Rahatlatıcı ve hoşunuza giden müziğinizi de açın ve
gözlerinizi kapayın. Müziğin, ruhu okşayan notalarını içinizde
hissetmeye çalışarak, onun melodisiyle uyumlanmaya çalışın.
Zihninizdeki düşünceleri sakinleştirin. Bu arada uykuya dalarsanız da,
zararı yok, çünkü uyandığınız zaman, kendinizi yeniden doğmuş
gibi hissedeceksiniz.
Yüksek Tansiyon Pratiği:
Bu çalışmayı yaparken, ses titreşimlerini hissetmenize yardım için,
sağ/sol avuç içinizi göğsünüzün üst kısmına (köprücük kemiklerinizin
hemen altına) yerleştirin. Çalışma boyunca; dudak, çene, boğaz ve omuz
kaslarınızı gevşek tutmalısınız. Aslında bu, kolay değildir ama gayret
ederseniz, başarırsınız. Bu pratik için öyle bir müzik bulun ki, onu
mırıldandığınız zaman, göğsünüzü titretsin. İki dakika süreyle bunu
yapacaksınız. Bu arada nefessiz kalmamayı da anımsayın. Üzerinde karar
kıldığınız melodiyi bu iki dakikalık süre içinde, kesiksiz mırıldanın
ama kendinizi germeyin.
Depresyon Pratiği:
Arka kısmı sert olan bir sandalyeye dik olarak oturun ve gözlerinizi
kapayın. Bu çalışmayı yaparken, ses titreşimlerini hissetmek için
sağ/sol avuç içinizi tepenize koyun. Bu arada, ön kolunuz üçüncü
gözünüzü (alnınızı) kapamış olsun. Çalışma boyunca; dudaklarınız,
çeneniz, boğazınız ve omuz kaslarınız gevşek olsun. Daha önceden
seçtiğiniz titreşimi yüksek bir müziği mırıldanmaya başlayın. Bunu
doğru yaparsanız, kafa tasınızın titreştiğini hissedersiniz.
Gerektiğinde nefes alın. Bunu iki dakika süreyle ve kendinizi germeden
yapın.
...............................
(*) * THE POWER OF YOUR SPIRIT, Stephen O’Brien (Voices Publications)
* Müziğin iyileştirici gücü
hk. ayrıntılı bilgi için bkz. X-DERGİSİ, sayı:5, sayfa:44.
|