Ana Sayfa arrow Yolculuklar arrow Yolculuklar arrow Mumdan, Güneşe... Yazı Boyutu: + | -

 

 

Ana Sayfa
Kanat Sesleri
Yolculuklar
Makaleler
Araştırmalar
İÇ'ten
Sonsuzluk Notaları
Yönsüz Akışlar
İlhan İrem Forum
.....:: BİRileri ::.....
İlhan İrem
Halil Cibran
Krishnamurti
Mevlana
Osho
Yunus Emre
........................
Haber ve Duyurular
Kanat Sesleri'nde
Duvar Kağıtları
Bilgi İsteği
Dinle'nce
Linkler
Arama
İletişim
Mesajlar
Gelen Kutusu

Yeni mesajınız yok.

Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yoksa,
oluşturabilirsiniz

 

 

.....
 
Mumdan, Güneşe... Yazdır E-Posta
Ekleyen Rabia Yirmibeş   
16 Haziran 2005

Işığa sırt çevirdiğimizde, önümüze gölgemiz düşer. Işıktan uzaklaştıkça büyüyen bir gölge.
    Işık var
    Biz varız
    Bir de kocaman gölge.
Işığa yüz döndürdüğümüzde, gölge ardımızda kalır. O yine vardır, lakin önümüzde değildir artık.
    Işık var,
    Biz varız,
    Bir de gölge.
        Ama, değil önümüzde.

Işık, mum ışığı ise, dibi hariç etrafının bir kısmını aydınlatır. Eğer kapalı bir yerde ise, ve de rüzgar yok ise. Ötelere gidildikçe karanlık hakim olur, aydınlıklar azalırken. Mum ışığında gölgeler kocaman kocaman olur.

Işık, elektrik ışığı ise, o da gücü oranında belli yüzölçümlerini aydınlatır. Genelde kapalı alanlarda kullanılmakta ise de, giderek açık alanlarda da kullanımı artmaktadır günümüzde.

Elektrik ışığında gölgeler, ışık kaynağının gücü ve ışık kaynağına olan mesafe oranıyla, büyür veya küçülür. Ama mum ışığındaki gölgeler gibi kocaman değildir artık.

Güneş ışığı vardır bir de. Üzerinde yaşadığımız mavi gezegenin, belirli bir yörüngede dönüş konumuna göre aydınlanabildiği Güneş!

Güneşin önünden geçerken aydınlanan, dönüş konumu gereği güneşe sırt çevirdiğinde, kararan bir gezegen Dünya!

Mum ışığından güneşe, formül değişmiyor.
    Yaklaşıldığına aydınlık!
    Uzaklaşıldığınca karanlık!
Ve
    Büyüyen/küçülen gölgeler.

Işıktan uzaklaştıkça büyüyen gölgeler, karanlık duruma hakim olduğunda ise, o karanlık içre yok olur. Yada bir başka deyişle, gölgeler giderek büyür, birleşir ve karanlığı oluşturur.

Güneş! Diyelim yine.
İnsanoğlu tarafından, sırrına hala erilemeyen, birçok bilinmezin ilklerinden olan… Gecenin zifiri karanlığındaki insana yol gösteren…
Milyonlarca yıldızın, kendinden aldığı ışığı yansıtarak,
    Yokluğunda yaşanan geceyi de aydınlatan Güneş!

Işığında, tüm aydınlıkların hükmünü yitirdiği,
    Dünyasal bilinmezlerin en mükemmeli…
    Varlığında, ışığı, ısıyı ve hayatı barındıran,
Güneş!

Etrafındaki dokuz gezegenin, şaşmaz bozulmaz bir denge içinde ve mükemmel yörüngelerde dönüp durduğu,
    Samanyolu Galaksisi’nde muhteşem bir sistemin, odak noktası…
Güneş!


Tanrı ya!
    Bir bildiği vardır elbet.
    Güneş’i yaratmış bilinmez bir zamansızlıkta.

Şıkır şıkır eyleyip galaktik bir sistemi,
    Dokuzdan birine, bir de insan formu göndermiş,
    Muhteşem bir çeşitlilikle,
    Hem de birinin parmak izi, diğerininkine asla benzemezlikle!

Güneş’i, fiziksel aydınlanmayla görevlendirirken,
    “Güneş tabiatlı insanlar” göndermiş bir de, Dünya denilen gezegene.
    Ruhsal aydınlatma bilinciyle,
    İnsanlık sistemine,
    Güneş! olsunlar diye.
Tanrı ya!
    Bir bildiği vardır elbet.


İşte!
O’nlardan biri de,
    Işık yürekli bir şövalye!

Evrensel dil olan, müzikle
Anlatmaya soyunmuş, kainatlar ötesi güzellikleri…

Işık ve Sevgiyle!! Deyip
    Açmış perdeyi,
    Ve ardından, aralamış pencereleri, kurmuş köprüleri,
    Ötelere ulaşıp, açmış kapıları
    Sonsuzluğa !


Etrafında tavaf edilesi notaları dizerek ardı ardına,
Aşikar  bir gizemi anlatmakta,
    Ömür boyu…
    Asırlardır…
Ömrünü, insan olmaya, insanı anlamaya adayanlara.


Şarkı dinlercesine, dinlememeli onları
    Şalamar’ı
    Akzambak’ı


Mum ışığındaki kocaman kocaman gölgeleri gerçek sanıp,
Küf kokulu bir hamle ile, yeni pop starlar seçenlerden,

Farkı olmalı,
    Pencerelerindeki cüceleri söküp atabilenlerin !!!

Ve !
    Mavi kubbeli bir odada,
    Koro halinde,
    “Daha çok ver!”
        diye, bağırıp durmaktan öte,

Gül kokulu çeyiz sandığı açıldığında,
    Anlatılanları anlayabilmek
        Asırlar sürer, bence…


Aralık 2003 


< Önceki   Sonraki >

    Sayfa Basi
Yazıların hakları yazarlara aittir. Lütfen kendilerinden izin almadan yayınlamayınız
Ruhun özü Krizalit içinde saklı. Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti. Bir kelebek, reankarnasyon sancılarında ağulu yeşil çocukluk pembesi Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda... Haberci Güvercin İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan Melek şekline büründü ruh Basubadelmevt! Ruhun Yükselişi Seni Seviyorum Kelebek ömrü kadar sonsuz. Başka hayatlarda yitirip, Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri. Ruhun Yükselişi! Seni Seviyorum