Bu bulutların, daha doğrusu kirli havanın, biz penceremizden baktığımızda hakimiyetini görmek durumundaysak, evet; kapanın odalarınıza! Ruhumuz içindeki kozaya... Deniz kabuğunuzu aralayıp, girin o evrenden içeri. Yüzünüzü ışığa dönmek, gerçek evrene kulaç atmak olacaktır.
Bu anlatılan, bu kirli havayı solumaktan haz duyan canlılar için bir paradoks olsa gerek; Odalara kapanmak, küçücük bir deniz kabuğunu aralamak, gerçek evrene ulaşmakla nasıl özdeş olabilirdi ki? Zerreden bütüne ulaşmak, ancak ışık insanlarına mahsus bir olaydır. Kimileri için bir paradoks, çelişki olan bu olay, ışık insanları için (kozmik) gerçeğin ta kendisidir.
Hangi dünya sanaldır? “Hangi dünya” diye nitelendirebileceğimiz bir çeşitlilik mi vardır? Çoğunluğun şuursuzca bir sanal dünya içinde öteberi koşuşturmaları ötesinde (herşeyin ötesinde), ışığını içinde/evrende barındıran insanların gerçek yaşamda (hani taşın bile canlı olduğu) gerçek varlıklarını sürdürmesi ancak metafizik/mistik boyutta kavranabilir.
Bunu kavramak için İlhan İrem’in yapıtları, herhangi müzik kasetleri gibi ototeyplerimizin yanında değil, içimizde barınmakta. Duyarlılığımız, öteleri hissediyor... Ve şu gerçeği yansıtıyor; Her nerede olursak olalım, nitelikli bir buluşma içindeyiz evrende.
Işık ve Sevgiyle... |