Ana Sayfa arrow Krishnamurti arrow Defteri arrow Krishnamurti'nin Defteri: 31.10.1961 Yazı Boyutu: + | -

 

 

Ana Sayfa
Kanat Sesleri
Yolculuklar
Makaleler
Araştırmalar
İÇ'ten
Sonsuzluk Notaları
Yönsüz Akışlar
İlhan İrem Forum
.....:: BİRileri ::.....
İlhan İrem
Halil Cibran
Krishnamurti
Mevlana
Osho
Yunus Emre
........................
Haber ve Duyurular
Kanat Sesleri'nde
Duvar Kağıtları
Bilgi İsteği
Dinle'nce
Linkler
Arama
İletişim
Mesajlar
Gelen Kutusu

Yeni mesajınız yok.

Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yoksa,
oluşturabilirsiniz

 

 

.....
 
Krishnamurti'nin Defteri: 31.10.1961 Yazdır E-Posta
Ekleyen Kanat Sesleri   
06 Nisan 2005

Güzel bir akşamdı; hava açıktı, tepeler mavi, menekşe ve koyu mordu; pirinç tarlaları suya doymuş, açıktan metaliğe, koyu parlak yeşile kadar yemyeşil bir renge bürünmüştü; bazı ağaçlar geceye hazır, koyu ve sessizdi, bazısı ise henüz açık renkliydi, gün ışığını tutmayı sürdürüyordu. Bulutlar, batıdaki tepelerin üzerinde koyu renkliydi, kuzeyde ve doğuda ise, koyu mor renkli tepelerin ardında batmakta olan akşam güneşinin yansımasını taşıyordu. Yolda kimseler yoktu, arada bir geçenler de sessiz sedasızdı, gökyüzü artık görünmüyor, bulutlar bütün geceyi doldurmaya hazırlanıyordu. Yine de kayalar, kurumuş ırmak yatağı, karanlığa gömülen çalılar, her şey uyanık görünüyordu. Meditasyon, sessiz ve ıssız yoldan, tıpkı ılık yağmurun tepelerin üstünden geldiği gibi, yaklaşan gece gibi kolayca ve doğalca geldi. Hiçbir çaba yoktu, hiçbir yoğunlaşma ya da dağılma, hiçbir denetim yoktu; düzen, uğraş, yadsıma, kabullenme, meditasyon yapan zihnin sürekliliği de yoktu. Beyin çevresinin farkındaydı, ama tepki vermiyordu, sessizdi, etkilenmemişti, ama tepki vermeden farkındaydı. Son derece sessizdi, sözcükler düşünceyle birlikte yitip gitmişti. Yalnızca o garip enerji her şeyi kaplıyordu--ister enerji, ister başka bir şey deyin, hiçbir önemi yok--derin bir etkisi vardı, nesnesi ya da amacı yoktu; bu yaradılıştı, tuvalsiz, mermersiz; ve yıkıcıydı, insan beynine, ifadeye, yok oluşa özgü değildi. Yanına yaklaşılması, ulamlanması, çözümlenmesi olanaksızdı, düşünce ve duygu onu anlamak için araç olamazdı. Hiçbir şeyle kesinlikle ilişkili değildi, bütün genişliği ve büyüklüğü içinde bütünüyle yalnızdı. Yavaş yavaş karanlık çöken yolda yürürken, 'olanaksız'dan kaynaklanan bir kendinden geçme hali söz konusuydu--başarıdan, isteğe ulaşmadan, bütün o olgunluktan uzak istekler ve yanıtlardan kaynaklanan bir kendinden geçiş değil, 'olanaksız'ın yalnızlığı. Olanaklı mekaniktir, olanaksız zihinde canlandırılabilir, denenebilir ve belki başarılabilir, bu durumda mekanik olmaya zorunludur, Oysa bu kendinden geçme halinin hiçbir kaynağı, hiçbir nedeni yoktu. Yalnızca oradaydı, bir deneyim olarak değil, bir olgu olarak; kabul edilmek ya da yadsınmak, üzerinde tartışmak ve parçalara ayrılmak için değil. Peşinden koşulacak bir şey de değildi, çünkü ona ulaşmak için hiçbir yol yoktur. Her şey var olmak için ölüp ona dönüşmelidir, ölüm, yokoluş; bu sevgidir.

Kirli, yırtık giysiler içindeki yoksul, yorgun işçi, yanında iskelete dönmüş öküzüyle evine dönüyordu.

< Önceki   Sonraki >

    Sayfa Basi
Yazıların hakları yazarlara aittir. Lütfen kendilerinden izin almadan yayınlamayınız
Ruhun özü Krizalit içinde saklı. Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti. Bir kelebek, reankarnasyon sancılarında ağulu yeşil çocukluk pembesi Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda... Haberci Güvercin İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan Melek şekline büründü ruh Basubadelmevt! Ruhun Yükselişi Seni Seviyorum Kelebek ömrü kadar sonsuz. Başka hayatlarda yitirip, Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri. Ruhun Yükselişi! Seni Seviyorum