Ana Sayfa arrow Yolculuklar arrow Şiirsel Yolculuklar arrow Ses Yazı Boyutu: + | -

 

 

Ana Sayfa
Kanat Sesleri
Yolculuklar
Makaleler
Araştırmalar
İÇ'ten
Sonsuzluk Notaları
Yönsüz Akışlar
İlhan İrem Forum
.....:: BİRileri ::.....
İlhan İrem
Halil Cibran
Krishnamurti
Mevlana
Osho
Yunus Emre
........................
Haber ve Duyurular
Kanat Sesleri'nde
Duvar Kağıtları
Bilgi İsteği
Dinle'nce
Linkler
Arama
İletişim
Mesajlar
Gelen Kutusu

Yeni mesajınız yok.

Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yoksa,
oluşturabilirsiniz

 

 

.....
 
Ses Yazdır E-Posta
Ekleyen Özlem Çelik   
03 Nisan 2005

Dar bir patikadan vardık ormana
kıpkırmızı ağaçlar ve yırtıcı bir kuşun çığlıklarının sardığı yüksek orman.
Ağaçların kızıllığı her yana yansıyordu;
Gökyüzüne, toprağa, her birimizin yüzüne.
Bir sesti duymayı beklediğimiz,
izlediğimiz beklediğimiz işaretlerin,
kalabalık şehirlerin ara sokaklarında aradığımız gizin ardından bir ses.
Çok ilerde bir şelalenin ince sesi duyuluyordu
orda bir şelale olduğunu söylemeliydi içimizden biri
hiç birimiz cesaret edemedi oysa............
bu sesin varlığını söylemeye.
dillerimiz tutulmuş sözlerimiz tükenmişti yollar boyunca
sanki konuşmayı unutmuş
yalnızca duymayı beklediğimiz sesi arıyorduk.

Üzerindeki beyaz kumaşı sıyırdı bedeninden
çıplak ayakları kumaşın beyazından sıyrılırken
artık hepimiz biliyorduk şelalenin ilerde olduğunu.
Kızıl yaprakların üzerinde ilerleyerek devam etti yoluna...
her birimiz ardından soyunduk birer birer bedenimizi saran tüm
örtülerden.

Gözlerimiz suyun ışıltılarını gördü önce
sonra zihinlerimiz algıladı aydınlığı.

Suya eğildi,
bir şey arar gibi önce
sonra yanağından damlayan bir damla yaş düştü suyun yüzeyine.
Ayağa kalktı...
bembeyaz saçları suda kaybolana dek ilerledi.......
Ardından bakarken hepimiz derin bir yalnızlığın sancılarıyla
kıvranıyorduk
kaldığımız yerde.
Mor bir nilüfer çıktı suyun yüzüne
incecik yapraklarıyla narin bedeni, incecik yeşil bir dalın üzerinde
dansetmeye başladı
suyun yüzeyinde ki dalgalanmalarla.
Tüm yapraklarını açtı gökyüzüne
ilk damla döküldü ayaklarımın altından kayıp giden toprağa.
ona yaklaştıkça daha da hızlı yağıyordu yağmur daha sert damlalarla,
ipeksi yapraklarına dokundum tekrar,
bir bebeğin yumuşacık tenine dokunur gibi.
Öyle güzeldi ki
bir an her şey durdu
herkes kaybolup gitti bu kızıllıkta.
İlerde kayalara çarpan suyun sesi durdu,
yeni bir ses verdi ağaçlar
hiç duymadığım bir ses...
bu benim yalnızlığımın sesi...
derinden uzaklardan ta içimden gelen.......
...
gelmiştir vakit
son yol değildir
belki
yarı yoldur....
oysa
vakit gelmiştir....
gitme vakti gelmiştir
sancılarınla kıvranırken

Efsun_i

< Önceki   Sonraki >

    Sayfa Basi
Yazıların hakları yazarlara aittir. Lütfen kendilerinden izin almadan yayınlamayınız
Ruhun özü Krizalit içinde saklı. Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti. Bir kelebek, reankarnasyon sancılarında ağulu yeşil çocukluk pembesi Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda... Haberci Güvercin İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan Melek şekline büründü ruh Basubadelmevt! Ruhun Yükselişi Seni Seviyorum Kelebek ömrü kadar sonsuz. Başka hayatlarda yitirip, Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri. Ruhun Yükselişi! Seni Seviyorum