|
Ekleyen Özlem Çelik
|
|
03 Nisan 2005 |
Dar bir patikadan vardık ormana kıpkırmızı ağaçlar ve yırtıcı bir kuşun çığlıklarının sardığı yüksek orman. Ağaçların kızıllığı her yana yansıyordu; Gökyüzüne, toprağa, her birimizin yüzüne. Bir sesti duymayı beklediğimiz, izlediğimiz beklediğimiz işaretlerin, kalabalık şehirlerin ara sokaklarında aradığımız gizin ardından bir ses. Çok ilerde bir şelalenin ince sesi duyuluyordu orda bir şelale olduğunu söylemeliydi içimizden biri hiç birimiz cesaret edemedi oysa............ bu sesin varlığını söylemeye. dillerimiz tutulmuş sözlerimiz tükenmişti yollar boyunca sanki konuşmayı unutmuş yalnızca duymayı beklediğimiz sesi arıyorduk.
Üzerindeki beyaz kumaşı sıyırdı bedeninden çıplak ayakları kumaşın beyazından sıyrılırken artık hepimiz biliyorduk şelalenin ilerde olduğunu. Kızıl yaprakların üzerinde ilerleyerek devam etti yoluna... her birimiz ardından soyunduk birer birer bedenimizi saran tüm örtülerden.
Gözlerimiz suyun ışıltılarını gördü önce sonra zihinlerimiz algıladı aydınlığı.
Suya eğildi, bir şey arar gibi önce sonra yanağından damlayan bir damla yaş düştü suyun yüzeyine. Ayağa kalktı... bembeyaz saçları suda kaybolana dek ilerledi....... Ardından bakarken hepimiz derin bir yalnızlığın sancılarıyla kıvranıyorduk kaldığımız yerde. Mor bir nilüfer çıktı suyun yüzüne incecik yapraklarıyla narin bedeni, incecik yeşil bir dalın üzerinde dansetmeye başladı suyun yüzeyinde ki dalgalanmalarla. Tüm yapraklarını açtı gökyüzüne ilk damla döküldü ayaklarımın altından kayıp giden toprağa. ona yaklaştıkça daha da hızlı yağıyordu yağmur daha sert damlalarla, ipeksi yapraklarına dokundum tekrar, bir bebeğin yumuşacık tenine dokunur gibi. Öyle güzeldi ki bir an her şey durdu herkes kaybolup gitti bu kızıllıkta. İlerde kayalara çarpan suyun sesi durdu, yeni bir ses verdi ağaçlar hiç duymadığım bir ses... bu benim yalnızlığımın sesi... derinden uzaklardan ta içimden gelen....... ... gelmiştir vakit son yol değildir belki yarı yoldur.... oysa vakit gelmiştir.... gitme vakti gelmiştir sancılarınla kıvranırken Efsun_i |