|
Ekleyen Özlem Çelik
|
|
03 Nisan 2005 |
Karmaşa içimde ki o büyük karmaşa... nasıl dindiğini bildiğim, dinmesine izin vermeyeceğim.... Uğultular duyuluyor gecenin içinde ve tamtam sesleri... nereden geldiğini bilmek istemeğim sesler. Tüm hayatlar gibi bir yolculuk, tüm hayatlar gibi sonu olmayan bir yolculukta tüketiyor, tükeniyor ve her gün yeniden doğuyor. Doğuyoruz... Beni yaşatan bu karmaşa.. içimde ki bu karmaşa bir an diniyor, rüzgar esiyor ılık ılık pencerelerden, Tanıdık bir ses. bir o kadar yabancı!... Posta kutusuna atılmış isimsiz bir zarf bekler gibi.
Mavi bir kuş kanat açtı şimdi gökyüzüne, gökyüzü gri bulutların ardına gizlenmişken, gökyüzünü anımsatan gümüş kanatları ile savruluyor .....
Işıklar söndüğümde ve gölgeler silindiğinde sesler yaklaşıyor, tanıdık tüm yüzler öyle yabancı, öyle uzak. Tekrar başlar şarkı, bu bir nakarat tekrar tekrar ve hiç tekrarı olmaksızın devam eden. Bir oyunun değişen sahnelerinde, aynı rolleri oynayan palyaçoların yüzlerinde ki boyaları silecek yüzlerinden; geliyor beklediğim yağmur. Son dans ilk melodi Nerede başlayacak ve bittiği yer neresi.... Karmaşadan uzakta gecelerde buluşuyoruz, gecelerde bir düğün gibi.. hüzün ve şenliklerle...... UYAN.........
Efsun_i |