Ana Sayfa arrow Osho arrow Yazıları arrow Aydınlanma Yazı Boyutu: + | -

 

 

Ana Sayfa
Kanat Sesleri
Yolculuklar
Makaleler
Araştırmalar
İÇ'ten
Sonsuzluk Notaları
Yönsüz Akışlar
İlhan İrem Forum
.....:: BİRileri ::.....
İlhan İrem
Halil Cibran
Krishnamurti
Mevlana
Osho
Yunus Emre
........................
Haber ve Duyurular
Kanat Sesleri'nde
Duvar Kağıtları
Bilgi İsteği
Dinle'nce
Linkler
Arama
İletişim
Mesajlar
Gelen Kutusu

Yeni mesajınız yok.

Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yoksa,
oluşturabilirsiniz

 

 

.....
 
Aydınlanma Yazdır E-Posta

Aydınlanma hiçbir şey değildir, fakat sizin ışık olusunuzdur, içsel varlığınızın ışık oluşudur.
Belki farkındasınızdır, fizikçiler herhangi birşey ışık hızında hareket ederse, ışık olur derler – çünkü hız o kadar büyüktür ki sürtünme ateş yaratır. Birşey yandığında, yalnızca ışık vardır. Madde yok olur, yalnızca maddi olmayan ışık kalır.Aydınlanma içinizdeki ışığın patlaması deneyimidir.

Belki de, Aydınlanma için duyduğunuz arzu, bir oka benzer biçimde ışık hızı ile hareket ederek, çok büyük arzu ile, çok büyük ozlem ile ısığın bir patlamasını oluşturur. İçinizde çok büyük bir güneşin dogusu vardır.

Yüzlerce mistikle karşılaştım, Aydınlanmayı, içinizde binlerce güneşin ansızın yükselişi olarak anlatan. Bu, mistiklerin dilinde, tüm diğer dinlerde, diğer ülkelerde ve ırklardaki ortak anlatımdır.

Aydınlanma, yalnızca, sizin bilincinizin düşüncelerden, fikirlerden ve duygulardan kurtulması deneyimi demektir. Bilinç tamamen boş olduğunda, patlama gibi, atomsal bir patlamaya benzer birşey vardır. Sizin tüm anlayışınız kaynağı ve sebebi olmaksızın ışıkla dolu olur. Ve, bir kez bu gerçeklestiğinde kalıcı olur. O, sizi, asla tek bir an için olsa bile bırakmaz, hatta siz uykuda olsanız bile bu ışık içinizdedir. Ve bu andan sonra şeyleri tamamen farklı biçimde görürsünüz. Bu deneyimden sonra, içinizde, herhangi bir soru yoktur. Aydınlanma tamamen bilinçli olmak, farkında olmak demektir. Genellikle, biz, bilinçli ve farkında değilizdir. Ya alışkanlıklarımızla ya da biyolojik güdülerimizle birşeyler yaparız.

Doğa ile –şeylerin yaratımı ile- uyumlu olmak Aydınlanmadır. Doğaya karşı olmakta yalnızca mutsuzluk vardır – ve bu mutsuzluk sizin tarafınızdan yaratılmıştır. Herhangi bir kimse bundan sorumlu değildir. Bunu mantık yoluyla anlamak zordur. Bu deneyimlenmesi gereken birşeydir. Ego’nun buharlaşarak benden uzaklaşmaya başladığı andan beri, kendimi evrenin bir parçası olarak değil evrenin kendisi olarak hissetmeye başladım. Ve, evet, benim, evrenden daha büyük olduğum birçok anlarım oldu – çünkü yıldızların içimde hareket ettiğini, gün doğumunun içimde olabildiğini, tüm çiçeklerin içimde çiçeklendiğini gorebildim.

Yüksek tepelerde dolaşırken, ruhumun yükseldiğini ve hiç erimeyen karla kaplı tepeler gibi karla kaplandığını hissederim. Ve vadiye indiğimde, kendimi derin, çok derin, vadiler gibi gizemli gölgelerle dolu hissederim. Bir kuşun şarkı söylediğini duyduğumda, şarkısı benim içsel sesimin yansımasıdır ve bir hayvanın gözlerine baktığımda, onlar ve kendiminkiler arasında bir fark görmem. Yavaşça benim ayrı var oluşum yok olur ve tanrı kalır. Bu nedenle, Tanrıyı şimdi nerede arayacağım? Varolan sadece odur; ben değil.
 
Ben tepelerdeyken bana anlatılmak istenenler sessizlik yoluyla iletildiler. Agaçlar, göller, nehirler, çaylar ve yıldızların hepsi benimle sessizliğin dili ile konuşuyorlardı. Ve ben anladım. Tanrının kelimeleri benim için açıktı. Yalnızca ben sessiz olduğumda onu duyabiliyordum. Daha once değil.

Şefkatten baska bir şey değildim; savunmasızdım yalnızca. Bu sizinle ilgili birşey değildi, benim için olan bir olasılıktı.

Kendimi bilmeye basladigim gun, ben birçok şey yitirdim ve birkac şey kazandim. Kazandigim şeylerden biri ve en onemlisi sefkat. Alicinin kim olduguna bakmaksizin; hindistan cevizi agaci veya siz, fark yok. Yalnizca sefkatle bakabilirim. Gozlerim baska şeylere, kalbim baska şeylere sahip değildir..

Kendinizi anladiginiz gun sizin varolusunuz sevgi olur. O, artik bir iliski değildir, o herhangi bir kisiye yonelmemistir yalnizca, tum yonlere, tum boyutlara yayilir. Ve, o yaptigim birşeylerin bir parcasi değildir. Sevgi yapilamaz. Yapilmis olan sevgi yanlistir, yanlizca gosteristir... O yalnizca kalbimin vurusudur, sevgim yasamimidir; hic kimse ondan ayri değildir. O oyle kapsayicidir ki tum evreni icerir...

Bana 'Aydınlanma süreci herkes için aynı mı?' diye soruyorsunuz. Aydınlanma bireysel bir süreçtir. Bireyselliği dolayısıyla birçok sorun yaratır. İlkin, bir kimsenin gerekli olarak geçmesi gereken belirli evreler yoktur. Herbir kişi değişik evrelerden geçer, çünkü herbir kimse, yaşamının çoğunda çeşitli tipte koşullanmalar biriktirmiştir. Bu yüzden, o bir aydınlanma sorunu değildir. Yolunuzu belirleyecek olan koşullanmışlıklarınızdır. Ve herkesin farklı koşullanmışlıkları vardır, bu nedenle, herhangi iki kişinin yolları aynı olmayacaktır. Bu nedenledir ki, tekrar tekrar herkesin izleyebileceği bir ana yol olmadığında, yalnızca küçük patikaların bulunduğunda ısrar ediyorum. Ve bu yol hazır bir yol değildir, sizin, hemencecik orada bulabileceğiniz ve üzerinde yürüyebileceğiniz bir yol değildir - hayır. Yürüdükçe onu oluşturursunuz, yürüyüşünüz onu belirler.

Aydınlanma yolunun,  gök yüzündeki bir kuşun uçuşuna benzediği söylenir: ardında ayak izi bırakmaz, hiç kimse, kuşun ayak izini izleyemez. Herbir kuş, bulunduğu yeri kendi oluşturmak zorundadır fakat uçmaya devam ettikçe bunlar yok olur. Benzer bir durum, bir lider ve onu izleyen kimse arasında görülür. Bu nedenle, ben bu insanların - İsa, Musa, Muhammet, Krishna'ya benzer insanların - " Yalnızca bana inanın ve beni izleyin " diyen insanların aydınlanma hakkında hiçbir şey bilmediklerini söylüyorum. Eğer, bunu bilmiş olsalardı, bu sözü söylememiş olurlardı, çünkü, aydınlanan herhangi bir kimse, arkasında herhangi bir ayak izi bırakmadığını bilir; şimdi insanlara "Gelin ve beni izleyin" demek anlamsızlıktır.

Bu nedenle bana olmuş olanın başkasına da olması gerekmez. Bir kişinin normal bir şekilde yaşaması ve ansızın aydınlanması olasıdır.

O buradaki elli kişiye benzer; eğer hep birlikte uyursak, herkes kendi rüyasını görür; ortak bir düş oluşmaz. Bu bir olanaksızlıktır. Ortak bir düş yaratılmasının bir yolu yoktur. Sizin düşünüz sizin olacaktır, benim düşüm benim ve biz farklı yerlerde, farklı düşler kuruyor olacağız. Herbirimiz, uyandığı anda, düşlerimizin farklı evrelerinde olabiliriz. Nasıl düşlerimiz aynı olabilir?

Herhangi bir anda uyanabilirsiniz. Bu sizin potansiyelinizdir.

Aydınlanma, hiçbir şey değildir fakat uyanıştır. Aydınlanmış insan için tüm önceki yaşamlarımız bir düştür. İyi düşler olabilir, kötü düşler, kabuslar olabilir. Çok güzel, çok hoş düşler olabilir fakat hepsi aynıdır, bunlar düşlerdir.

Bazen uyanmak için çaba gösterirsiniz ve bunu güç bulursunuz. Bağırmak istediğiniz fakat bağıramadığınız bir düş görüyor olabilirsiniz. Uyanmak ve yataktan çıkmak istersiniz fakat yapamazsınız. Tüm bedeniniz sanki felce uğramıştır. Fakat sabahleyin uyanır, herşeye gülersiniz yalnızca. Ancak bunlar, oldukları anlarda gülünecek şeyler değillerdir. Onlar gerçekten ciddidir. Tüm bedeniniz hemen hemen ölüdür, ellerinizi oynatamazsınız, konuşamazsınız, gözlerinizi açamazsınız. Şu anda hrşeyin bittiğini bilirsiniz. Sabahleyin dikkatinizi bile çekmez bu olay hatta yeniden düşünmezsiniz bile. Onun bir düş olduğunu bilmekle o anlamsız olur. Ve siz uyanıksınızdır, o halde rüyanın iyi veya kötü olmasının bir önemi yoktur.

Aynısı aydınlanma için de geçerlidir. Kullanılan tüm yöntemler, siz bir düş görürken, her nasılsa bir durum yaratarak, ona son verdirmektir. Düşünüze ne kadar bağlı olduğunuz bireyden bireye farklılık gösterecektir. Fakat tüm yöntemler, uyanmanız için sizi sarsmaktır yalnızca. Hangi noktada uyandığınızın önemi yoktur.

Bu yüzden benim çöküşüm ve bu durumdan çıkışım herkes için geçerli olmayacaktır. Benim için o, bir şekilde olmuştur ve bunun da nedenleri vardır.

Kendi üzerimde tek başına çalışıyordum, arkadaş olmadan, herhangi bir kimse olmadan. Tek başına çalışırken kişi birçok sorunla karşılaşabilir, çünkü, ruhun geceleri diye adlandırılan, çok karanlık ve çok tehlikeli anlar vardır. Yaşamınızın son soluğuna gelmişsiniz gibi görünür, bu ölümdür başka hiçbir şey değildir. Bu deneyim, bir sinir bozukluğudur. Ölümle yüzleşmek ve destekleyecek hiç kimsenin olmaması, cesaretlendirecek kimsenin olmaması ve " Endişelenme, bu geçecek" veya "Bu yalnızca bir kabus ve gün doğumu oldukça yakın" diyecek kimsenin olmaması. Gece ne kadar karanlıksa, gecenin doğuşu o  kadar yakındır. Endişelenmeyin. Çevrenizde güveneceğiniz kimsenin olmaması, size güvenen kimsenin olmaması sinir bozukluğunun nedenidir. Fakat bu zararlı değildir. O anda, zararlı görülebilir, fakat bir an sonra karanlık gider ve gün doğumu oradadır. Çöküş içinde geçilerek dönüştürülen birşey olmuştur.

Bu herbir birey için farkl olacaktır ve aynı şey aydınlanmadan sonrası için de doğrudur: aydınlanmanın aktarımı farklı olacaktır.

Aydınlanma çok bireysel bir şarkıdır - daima bilinmeyen, daima yeni, daima eşşiz. Asla tekrarlanarak gelmez. Bu nedenle iki aydınlanmış insanı asla karşılaştırmayın. Aksi halde, birine veya diğerine ya da her ikisine birden haksızlık yapmış olursunuz.
Ve herhangi bir sabit düşünceniz olmasın. Söylediklerim belirli, durağan nitelikler olmayıp akışkan niteliklidir.

Örneğin, her aydınlanmış kişi,  neredeyse gerçek, derin bir suskunluk içindedir. Onun bulunduğu yerde, açık ve kavrayışlı olanlar sessiz bulunacaklardır. O, çok büyük memnuniyet içinde olacaktır ve her ne olursa olsun bu memnuniyeti etkilenmeyecektir.
Herhangi bir sorusu kalmayacak, tüm soruları çözülecektir - bu tüm yanıtları bildiğinden değil tüm sorular çözülerek eriyip gidecektir. Mutlak bir sessizlik konumunda, zihinsiz olarak, oldukça derin bir konumda, tüm soruları yanıtlama niteliğidir bu. Hazırlık gerektirmez. O kendisi bile ne söyleyeceğini bilmez, cevap ansızın gelir, buna bazen kendisi bile şaşırır. Fakat, bu, onun hazır cevapları olduğu anlamına gelmez.
Cevapları yoktur. Soruları yoktur. Yalnızca, bir açıklık vardır, herhangi bir soruna odaklanabileceği bir ışığı vardır ve sorunun tüm gizli anlamları ve tüm olasılıkları yanıtlanmış olacaktır, ansızın ve açıkça...

....
Fakat aydınlanmış kişinin yanıtları, kutsal kitabı, soru işaretleri yoktur. O sadece oradadır; yalnızca bir ayna gibi, o karşılık verir, yoğunluk ve bütünlük ile karşılık verir, yoğunluk ve bütünlük ile karşılı verir. Bu nedenle, bunlar onun akışkan olan kaliteleridir. Bu nedenle, ne yer, ne giyer, nerede yaşar gibi küçük şeylere bakmayın. Bunların hepsi konu dışıdır. Onun sevgisini, şefkatini, güvenini izleyin. Hatta, onun şefkatini yanlış biçimde kullanırsanız, onun sevgisne ihanet ederseniz, bu herhangi bir fark oluşturmayacaktır. Bu sizin sorununuzdur. Güveni, şefkati, sevgis aynı biçimde kalır.
Onun yaşamındaki tek çabası, insanları nasıl uyandırabileceği olacaktır. O, her ne yaparsa yapsın, her hareketinin arkasındaki tek amaçtır bu: nasıl fazla, daha fazla insanı uyandırabilirim. Çünkü, bu yolla, yaşamın son büyük mutluluğuna ulaşılacağını bilir.

Sonraki >

    Sayfa Basi
Yazıların hakları yazarlara aittir. Lütfen kendilerinden izin almadan yayınlamayınız
Ruhun özü Krizalit içinde saklı. Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti. Bir kelebek, reankarnasyon sancılarında ağulu yeşil çocukluk pembesi Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda... Haberci Güvercin İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan Melek şekline büründü ruh Basubadelmevt! Ruhun Yükselişi Seni Seviyorum Kelebek ömrü kadar sonsuz. Başka hayatlarda yitirip, Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri. Ruhun Yükselişi! Seni Seviyorum