Başkalarının hayatını anlayabilmek, şüphesiz insanın kendi hayatını anlayabilmesi ile mümkün.
Hayatın güzel olmadığını söyleyebilenlere rağmen "Ne Güzel Bak Yaşamak" diyor ve anlamsızlığa karşın "Anlasana" diye direniyorsak, başkaları için de yaşıyoruz demektir.Sonrasında zaman zaman kırılgan olabiliyor ama asla bükülmeden "Yazık oldu yarınlara" diyebiliyoruz. Umutların bütünüyle kayboluşuna, uçup gitmesine yönelik bir geri çekilme değil bu. Aksine, geçmiş zamanın geleceğe ait olduğunu bilerek, her parçasının yeterince yaşanılmadığının ifadesi ile "Yazık oldu yarınlara" diyoruz.
Zaman avcumuzda bir kelebek gibi. İnce, narin ve o ölçüde hayatı soluklayan nadide bir güzellik... Rengarenk ve her anlamda "son" baharı kanatlarında taşıyor bu kelebek. Ama özenle baktığımızda, o tarifi imkansız güzelliğin yine de bir "ilk" bahar arzusu ve gayreti ile uçtuğunu görebiliyoruz.
Mesele ne demek istediğimizle ilgili.Ağlatabilir veya ağlatılabilirsiniz. "Haydi sil gözlerini" diyebilmeyi ya da gözyaşına da ortak olmayı düşünüyor muyuz?
Kendine sorumlu olmaktan yola çıkan ve bu yol alışında toplum davranışını özgün olarak veren sanatçılar, sadece bizde değil, evrensel alanda da kayıplara uğruyor...
Hangi türde olursa olsun, sanat erişilmez bir zirvedir. Çıkıldığında ya da sanıldığında, çok daha büyük hızla düşebiliyor sanatçı. Kişisel yeteneksizlikten kaynaklanan bir sonuç da olabilir bu hedef... Yetkinsizliğin, aldatmacılığın, vurgunculuğun ve kültür sömürüsünün olduğu düzenler, doğal olarak çokluğu yansıtan yapay sanatçılar sunar... Bu karanlığın içinde az olanları, bir pırıltı olarak görürsünüz. Bu pırıltıların ışık demeti ile zamanımıza gelmesini kim önleyebilir ki?
1973'te "Birleşsin Eller" le elini kitleye uzatan İlhan İrem 1975'te bundan vazgeçmemiş ve yine "Ver Elini" demişti. Saymakla bitmeyecek albümlerinde insanı abartısız ve sadece hayat çizgileriyle gören İlhan "Seni Seviyorum" demeye devam ediyor. Çünkü hayatı ve sevgiyi tükenir bulmuyor. Bu ifadesinde sadece içinde müzik olmayan yetkin insan bütünleşmesini hemen fark ediyorsunuz. Çünkü karşınızda kitaplar yazmış, resim sergileri açmış ve besteleri ile hayat bulmuş bir insan var. "Seni Seviyorum" yaşama mistik enginliği ile bakıp müzik zenginliği ile buluşuyor. Ney, yaylı tambur ve kemençe; klavye ve gitarla birleşiyor. Duyduğumuz sadece "Yeraltından Fısıltılar" değil...
"Alaca Tüylü Kuş"la gökyüzüne uçuyor ve orada "Korku" ve "Dua" ile başbaşa kalıyorsunuz. İlhan'ı hep dinledim, hep dinleyeceğim.
Ergun Hiçyılmaz Takvim 2 Mart 2001 |