Ana Sayfa arrow İlhan İrem arrow Öteden arrow İlhan İrem'den Işık ve Sevgiyle Yazı Boyutu: + | -

 

 

Ana Sayfa
Kanat Sesleri
Yolculuklar
Makaleler
Araştırmalar
İÇ'ten
Sonsuzluk Notaları
Yönsüz Akışlar
İlhan İrem Forum
.....:: BİRileri ::.....
İlhan İrem
Halil Cibran
Krishnamurti
Mevlana
Osho
Yunus Emre
........................
Haber ve Duyurular
Kanat Sesleri'nde
Duvar Kağıtları
Bilgi İsteği
Dinle'nce
Linkler
Arama
İletişim
Mesajlar
Gelen Kutusu

Yeni mesajınız yok.

Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yoksa,
oluşturabilirsiniz

 

 

.....
 
İlhan İrem'den Işık ve Sevgiyle Yazdır E-Posta

Sene 1969... Ortaokul son sınıf... 14 yaşındaydım. Okulun lise bölümünde okuyan müzisyenlerin çağrısıyla, okul orkestrasına solist olarak girdim. 1970 senesinde, Milliyet Gazetesi'nin düzenlediği Liselerarası, Müzik Yarışması'nda Marmara Bölgesi birincisi olduk. Aynı kadro ile 1972 senesine kadar dört yıl boyunca Bursa Çelik Palas Oteli'nde ve Uludağ diskolarındo dans müziği şarkıcılığını sürdürdüm. Aphrodite's Child, Creedence Clearwater Revival, Bee Gees, Beatles, daha çok RoIIing Stones, Iron Butterfly ve Pink Floyd söylüyordum.

"Meltemler" adı altında gerçekten çok iyi müzik yapıyorduk.
"Haramiler", "Mavi Işıklar", "Damlalar" gibi o yılların ünlü ekipleri Bursa'ya konsere geldiklerinde, değişmez ısıtıcı gruptuk. İlk ezberlediğim şarkılar; Aphrodite's Child grubunun "Ouando L'omore Diventa Poesia" adlı sorkısı ile Jose Feliciano'dan "Rain" ve "The Windmills Of Your Mind" idi. Giderek başkalarının şarkılarını söylemekten sıkılıp ilk beste denemelerine yöneldim.

Bir taraftan akustik gitar ve solfej dersleri alıyordum.
1972 yılının sonlarına doğru, evde amatörce kayıt yaptığım dört bestemi yanıma alarak tek başına İstanbul'a geldim. 17 yaşındaydım ve İstanbul'da tanıdığım hiç kimse yoktu. Unkapanı Plakçılar çarşısında birkaç olumsuz yanıttan sonra, rastgele girdiğim plak şirketinde Antuan Şoriz'le tanıştım. Deneme kayıtları ve Bursa-İstanbul arasında giderek sıklaşan gidiş gelişlerden sonra 1973 senesinde ilk 45'liğim yayınlandı; "Birlessin Bütün Eller/Bazen Nese Bazen Keder" 96 adet satan bu ilk denemeye rağmen, 1974'te ikinci single yayınlandı; "Yazık Oldu Yarınlara/Haydi Sil Gözlerini" ya da bilinen adıyla "Boşver Arkadaş"... Sonucu biliyorsunuz. Kıss sürede bir milyon satış, altın plak ve ödüller... Bütün bu başdöndürücü gelişmelerle aksattığım lise öğrenimi yıllar sonra dışardan sınava girerek tamamlayabildim. 1974 senesinde, artık zorunluluk haline gelen İstanbul'a taşınmanın hemen arifesinde Bursa'nın simdi Güzelyalı dedikleri Burgaz köyünde yazlıktaydık. Benliğimdeki değişimlerin başlangıcı olarak anımsadığım bir "Haberci Rüya" gördüm. Sabaha karşı gitarı da yanıma alarak rüyada bana tarif edilen Kireçocağı sahillerine gittim. Orada detaylarını anlatmayacağım tarifsiz duygularla günün ilk ışıklarına kadar "Anlasana'yı besteledim.

Güneş doğduğunda şarkı herşeyi ile bitmişti, ve bana satır satır sözleri, melodileri tasıdığını duyumsadığım Yıldız poyraz dalgaları birdenbire duruldu. Anlatılmaz bir doğum sonrası huzuru ile eve döndüm.

1975 senesinin Ocak ayında İstanbul'a taşındım ve aynı ay "Anlasana" yayınlandı. Daha sonraki yıllarda, yüreğimi, düşüncelerimi, özgür, berrsk ve ışıklı tutmayı öğrendikçe, rüyalardan yaşanan hayata taşan kainat bütünleşmeleri yoğunlaşarak sürüyor. Ve o günden bügüne, safyürek duygularım ve müzikal yetkinliğimin katalizörlüğünde, kainatların çok ayrıcalıklı kanallardan bana ulaştırdığına inandığım görüntüleri ve seslenişleri hiçbir deformasyona uğratmadan üretimlerime yansıtıyorum. Müzik serüvenime başlarken, ürettiğim sürece, ticari çekişmeler ve koşullar ne olursa olsun, inondığım, arzuladığım, hissettiğim yolda yürüyüp, özgün müzikal anlatımını oluşturacağıma dair kendime söz vermiştim... 1979-80 yıllannda Sivas, Erzincan ve tüm üçüncü Ordu bölgelerinde sürdürdüğüm askerlik günlerinde evrensel sanata uçurmaya çalışlığım üretimlerimin o zamana kadar bilinçsizce gözardı ettiğim eksikliğini hissettim. Önce kendi toprağımızın, coğrafyamızın kokusunu, insanımızı keşfetmeden, yöreselliği derinlemesine yaşayıp anlamadan evrensel olmak mümkün değildi. Askerde yazdığım bestelerden oluşan "Bezgin" adlı albüm, (1981) böylesi sentez duygularını içeriyordu. Bu albümde yer alan "Olanlar Olmuş" adlı şarkı, dokuzbuçuk dakikalık süresi, değişik orkestral anlayışı, sözel ve müzikal yönden olanca özgür yorumun ve otantik enstrüman katkısıyla yöresel ve evrenselin müziğimdeki ilk bilincli buluşması harmanıydı ve bu yönden bir milat özelliği taşıyordu. "Olanlar Olmuş"ta bugünlerimi şekillendiren ilk senfonik rock kıpırtıları vardı. Askerden döner dönmez yayınladığım "Bezgin" adlı albümden sonra, durup düşünmemi gerektiren bir Türkiye görüntüsü ile karşılaştım.

Türkiye, Cumhuriyet devrimlerinin erdemli değerlerinden uzaklaşarak kalınlaşan bir yozlaşma dönemine girmişti. Bir taraftan müziğimin anlatımlannı, taşıyacağım güzellikleri talan eden "Küreselleşme" canavarını ve yeni dünya düzenine paçasını kaptıran insanlarımı bir bir hayatımdan çıkarırken, öte yandon bir tür korunma mekanizması ile eve kapandım. Bu kapanış, 1980-87 arasında yedi sene sürdü.

Dışarıdaki herşeyden uzakta, kendi derinliklerime yolculuklar yaparak kitaplar yazmaya, resimler yapıp sergiler açmaya başladığım bu süreçte, "Pencere... Köprü... Ve Ötesi..." adlı, yaşamdan yaşam ötesine uzanan yüzeili dakikalık rock senfoniyi yazdım.

Tümüyle gerçek olan, olağanüstü bir düş dünyasının kapılannı aralayan kainatlar bana hiç hoşnut olmadıkları yaşam koşuşuturmalarında, dostluk olmayan dostluk, sevgi olmayan sevgi, ask olmayan plastik yakınlaşmalardon öte, baska bir gerceklik arayan insanların duyumsayabileceği büyülü bir anlatım verdi. Gelecek, dünyevi saçmalıklarından arınabilmiş evrensel insanların olacak. Ve ben, bütün dinlerin, politikaların, sınırların, bayrakların ve her türlü ayrılığın ötesi'nde huzurlu bir bütünleşmeye programlanmıs kainatların ışıklı yayıcısıyım...

1981 yılından itibaren, tüm soyut anlatımlarımı ona ithaf ettiğim, telefon sırdaşım olan evrensel eşimle 1991'de evlendim.

Türkiye affedilmez yobazlık teslimiyetleri içınde, cehennemi bir katastrof, kıyamet yaşıyordu.

Ama ben güzel insanlardan yana olan umudumu hiç yitirmedim. Hem ben, madem böylesi bir ask güzelliği yakalamıştım, dışarıda çöküs, güzelliğe dönüşmeye başlamış, bitmiş olmalıydı. 1992 yılında yayınlanan "İlhan-ı Aşk" albümü, böylesine ışıklı insanlarla olası cennetlerde bulusma duygularıyla yayınlandı.

Oysa ben, önceden hissedislerin iyimserliğiyle, hakedilmemiş, saf yürek bir sergi açmıstım "İlhan-ı Aşk" ile. 1994 yılında yayınladığım "Koridor", bir şekilde geri çekilme, geleceği daha yükseklerden asmak için, huzur dokunuşlu, uzun menzilli bir kavga albümü idi. "Koridor", dostluk ve sevgi değerlerini kavurup yokedenleri, cağdaşlığı ve aydınlan katledenleri ve yeşil bayraklarla şeriat hasretlerini meydanlara döken din sahtekarlannın, çevresiyle, ilişkileriyle, insanıyla bozulan dünyayı soyut anlatımlarla dile getiren bir İlhan İrem çalışması..

1985 yılında kurulan İrem Bağı'nın, bugün beşi yurtdışında, ondokuz merkezde odaklanmış altmışbine yakın üyesi var.

Yalnızca "ışık ve sevgiyle" üretimlerini yayınlayan iki radyo istasyonu ile, beş radyo programı... 1998 yılbasında ESP-(Evrensel Sevgi Planeti) dergısi yayınlanacak. Bugüne ve geleceğe uyanmıs sevencenlerle bambaşka bir dünya düşlüyoruz. Ve 1999 yılı, ütopik görünen duygu ve düşüncelerimizin sağlaması açısından bizim için özel bir anlam içeriyor. İrem Bağı, alışılagelmiş bir fan kulüp gibi, dernek gibi, parti gibi, kurallarla, tüzüklerle örülü hiyerarşik bir birliktelik değil. Evrensel öğretilerin, üretimlerin ışığında, bir şarkı, bir albüm, bir resim, bir şiir, bir kitap veya bu felsefeyle donanmış insanların bir cümlesi ile, hayatlarında, çevrelerinde, bildik yaşananlardan farklı bir evrensel kapı açmak isteyenlerin birlikteliğidir.

İlhan İREM
Top Pop
29 Aralık 1997


< Önceki   Sonraki >

    Sayfa Basi
Yazıların hakları yazarlara aittir. Lütfen kendilerinden izin almadan yayınlamayınız
Ruhun özü Krizalit içinde saklı. Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti. Bir kelebek, reankarnasyon sancılarında ağulu yeşil çocukluk pembesi Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda... Haberci Güvercin İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan Melek şekline büründü ruh Basubadelmevt! Ruhun Yükselişi Seni Seviyorum Kelebek ömrü kadar sonsuz. Başka hayatlarda yitirip, Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri. Ruhun Yükselişi! Seni Seviyorum