"Birleşsin bütün ellerden, krizalit kristaline", seslenişlerindeki evrensel açılımı.
Dünyada büyük bir duygusal çöküş yaşanıyor. Teknolojik
gelişmeler doğayı ve insanı yok ediyor. İletişim devrimi ve bilgi çağı,
evrensel bilinçten yoksun, duygusal ilişkileri kopuk, maddeye ve şekile
programlanmış ruhsuz yığınlar oluşturdu. Oysa bu duyarsız yok oluşun
ötesinde daha fazla para, güç ve nüfuz kazanmak kadar basit olmayan,
derin insancıl ve ruhani bir güzelliğe sahibiz.
Düşüncelerimizin genişleyip yayılarak, diğer varlıklarla iletişime
geçen hayatımızı, evreni değiştiren dalgalar olduğunu algıladığımızda
evrensel bilincimiz uyanmaya başlıyor. Hepimiz aynı bütünün
parçalarıyız.
Bilinç, bir çocuk gibi kayanın, kuşun, bitkinin yaşadığına,
hissettiğine, konuştuğuna inandığı zaman, kainatla bütün olma duygusunu
yakalar. Işık ve sevgi insanları bu düşünceleri geliştirirken, toplumda
ters orantılı bir değişim yaşanıyor. Barbarlaşan günlük hayatın
sınırları içinde kalan, insanlar çocuk safiyetlerini kaybederek, yeni
dünya düzenine ayak uyduruyorlar.
Herbirimiz yaydığımız yaşam gücü manyetik alanına sahibiz. Bu
manevi gücün, kendi alanlarımızın ayırımına varabilseydik, bilinçli
olarak temizleyip, negatif düşüncelerden arındırabilseydik, ruhlarımız
birbiriyle buluştuğunda yeni ve çok başka ilişkiler içinde hayatlarımız
ve planetimiz bugünkü kaosun ötesinde bir güzellikte olurdu. Canlı
cansız bütün zerrecikleri ile bilinç halinde olan kosmosla sürekli
etkileşim halindeyiz.
Bir sanat eseri... Trans zamanları...
Veya doğaya derinlemesine bir bakış... Kainatla bütünleşme duygusunu
yaşadığımız o görkemli zamanlarda çok daha yüce bir güzelliğin
parçacığı olduğumuzu duyumsayabiliyoruz.
Evrenin anahtarı, yaradılışın tamamı ışıktandır.
Varlığın
özü, yıldızlar ve yıldızlar arası boşluğun derinliği, görünen ve
görünmeyen ışık dalgalarından oluşmuştur. Zihinsel güçleri, ruhani
duyguları yetenekleri ve düşünceleri oluşturan sır ışığın dalga
boyundaki hız değişiklikleridir.
Işık düşünce yoluyla yaratılabilecek zeki bir enerjidir. İnsanın ışığın uyumlu titreşimlerinin gizemine ulaştığında düşünceleri evrensel sevgiye dönüşmeye, aydınlanmaya başlar.
Evrenin sonsuz yayıcı ışık enerjisi ile meditasyon
boyutlarında bütünleşip etkileşerek diğer canlılarla evrensel bir
iletişime geçebilmek.
Hepsi kendi içsel derinliğimiz olan kosmosun başka noktalarından titreşimler ilhamlar almak.
Yaratmaya yönelik olarak transa geçtiğimde, bir tür yankılanma
duygusu ile kendimi doğanın titreşimlerine ayarlıyorum. Üretirken
olağanüstü bir şeyin parçası olduğumu duyumsuyorum. Üretmek ve
üretileni gerçekten algılayarak hissetmek büyülü bir tecrübedir. Gerçek
sanat yapıtını izlerken insanlar kendilerini küçük ya da azalmış olarak
değil, olağanüstü bir görkemin parçası olarak hissederler.
Müziğimi meditasyon boyutlarında dinleyenler, algıladıkları
bir yansıma ile çevrelerindekilerinin enerjilerini etkileyen, tüm
dünyaya ve kainatlara dalga dalga yayılan bir enerji yaratıyorlar.
Hisseden bir vücudumuz var. Hayatın gücü olan enerji ve
hayatın kaynağı hakkında bir şeyler söyleyebilecek varlıklarla ilişkiye
geçecek bir yeteneğimiz var. Atom çağındayız. İnsanoğlu silahlarını
ateşlemeye başladığında, gökyüzünde ışıklar görünmeye başladı.
Yaşamımızın amacı ruhumuzun geliştirilmesidir. Ruhumuz evrensel yaşam kıvılcımının, ilahi yaşam enerjisinin bir parçası...
İçinde yaşadığımız şahane bir gerçeklik var. Bu gerçekliği evrensel sevgi bütünlüğünü hissediyorum. Dünyanın bir yerinde olan bir olayın her noktada tepkiler yarattığını duyumsayabilen, kainatın bilincine ulaşmış insanlar var. Böyle büyük bir kriz yaşanmasaydı belki de insanların bazıları böyle bir bütünlük bilincine ulaşamazlardı. Pozitif
ve negatif düşüncelerin çevremizde yarattığı etkileşimleri görüyoruz.
En duyarsız ortamlarda dahi çevremizi karartmak veya yaşam enerjimizle
aydınlatmak elimizde.
Hayatımızın yaratıcısıyız. Umut geleceğe dair bir kavram değil. Bizden yansıyan titreşimlerle şekillenen bir enerji. Her şeyle birlikte doğanın yasaları da gelişiyor, değişiyor. Düşünce
ve davranışlarımızın yaydığı enerjilerle şekillenen, hisseden
hafızasında tutan, yaşayan kainat gerçeği, güzel insan olma
sorumluluğumuzu arttırmalı. Herşey her an sonsuz bir değişim
halindeyse bence bu yolculuğun güzelliği, hiçbir boyutta hiçbir şekilde
kesin bir varış ve bilgelik noktası olmayışıdır. Her an gelişen
yenilenen bilincin, sınırsız özgürlüklere, yeni oktavlara açık
maceralarından korkmadan, eskiyen öğretilere kilitlenip, kısırdöngülere
dönüşmeden, bu gizemli, görkemli, sonsuz yolculuğu sürdürmeli.
Işık ve sevgiyle...
İlhan İREM Fenomen Dergisi |