Ana Sayfa arrow Araştırmalar arrow Yunus Emre'de Tasavvuf ve Eğitim Yazı Boyutu: + | -

 

 

Ana Sayfa
Kanat Sesleri
Yolculuklar
Makaleler
Araştırmalar
İÇ'ten
Sonsuzluk Notaları
Yönsüz Akışlar
İlhan İrem Forum
.....:: BİRileri ::.....
İlhan İrem
Halil Cibran
Krishnamurti
Mevlana
Osho
Yunus Emre
........................
Haber ve Duyurular
Kanat Sesleri'nde
Duvar Kağıtları
Bilgi İsteği
Dinle'nce
Linkler
Arama
İletişim
Mesajlar
Gelen Kutusu

Yeni mesajınız yok.

Kullanıcı adı

Parola

Beni hatırla
Parolanızı mı Unuttunuz?
Hesabınız yoksa,
oluşturabilirsiniz

 

 

.....
 
Yunus Emre'de Tasavvuf ve Eğitim Yazdır E-Posta

 Yazının Bölümleri
 Yunus Emre'de Tasavvuf ve Eğitim
 1. Hayatı ve Şahsiyeti Üzerine
 2. İnsan ve Eğitim Anlayışının Dayandığı Temeller
 2.1. Allah gerçeği
 2.2. Tabiat gerçeği (oluş)
 2.3. Ölüm
 3. İnsan Anlayışı
3.1. Yaratılış
 3.2. İnsan Bedeni ve Nefsi
 3.3. İnsanın manevî yönleri
3.3.1. Akıl ve bilgi
 3.3.2. Gönül ve sevgi
 3.4. İnsanın özü: benlik
 4. Eğitim Anlayışı
4.1. Eğitim gerekliliği
 4.2. Eğitimde yanlış anlayış ve uygulamalar:
.... medreselerdeki ilim öğretimi
 4.3. Yunus için gerçek eğitim ve uygulaması
 4.4. Eğitim için dilin önemi ve sohbet metodu
 4.5. Eğitimde öğrencilik dönemi: Dervişlik - Miskinlik
 4.6. Eğitim hedefi: kâmil insan (ârif)
  Sonuç
 Kaynaklar

SONUÇ

Hem Türk dilinin söyleyiş güzelliklerini ortaya koyan hem de bir duygu çağlayanına sahip şiir dehası olan Yunus Emre, Türk eğitim tarihinde çok değişik bir eğitimci-velî kişiliği sergilemektedir.

Kendi gerçek hayatını ve yattığı yeri onun kadar ustaca gizlemiş, öte yandan efsanelere konu olup halkın gönüllerine girerek onun kadar ideal hayat yaşamış, her dönemdeki insanlar arasında yer bulmuş bir velî hemen hemen yoktur. O, bir hakikattır; maddî olarak var olmuştur ama bir sır gibi kendini gizlemiştir. Kendi gizlidir, sevgi ışığı yüzlerce yıldan beri bütün Anadolu'yu aydınlatmaktadır. Gördüğümüz kadarıyla bu ışık bütün dünya insanlarına yayılmakta, dalga dalga onları da kendine çekmektedir.

Yunus bir tekkede yetişmiş, orada şeyhinden öğrendiği hakikat yolunu, Türkçe anlayan ve konuşan Anadolu halkına, dillerinden düşürmeyecekleri akıcı şiirler halinde anlatmıştır. Şeyhinin, nüfuz edilmesi çok güç hakikat cümleleri, Yunus'un ağzında "yağ ü bal" olmuştur. Söyleyişleri o kadar güzeldir ki, yüzyıllar boyunca şiirde bir tarz gibi "Yunus'layın söylemek" usulü çıkmış; çoğu genç ozan duygu pınarlarını onun şiirlerini söyleyerek coşturmuş, düşüncelerini onun sözleri ve dizeleri arasından akıtmışlardır.

Fiilen Yunus'un tekkesi ve müridleri oldu mu (ki, olduğunu sanıyoruz), net olarak ispat edemiyoruz ama zaman içinde onun şiirlerini okuyarak oradan ilahî hayatın gerçeklerine ulaşan birçok müridi oldu ve bunlar hâlâ da vardır.

O her zaman insanları bölen, onları birbirlerinden uzaklaştıran aslı hırsa, kine, kibire dayanan tarikatların üzerinde kaldı; mezhep çatışmalarının içine girmedi. Çünkü onun yeri bu tartışma ve didişmelerin çok üzerindeydi; bunların hepsine hoşgörüyle bakıyor ve insanları bu tartışmaların üzerinde sevgi ve birlik ortamına çağırıyordu.

Yunus, tasavvuf eğitiminde insan şahsiyetine en fazla önem veren, onu en sağlam şekilde oluşturan velilerdendir.

İnsanın kendini ölçüp-biçip değerlendirmesi, kendine güvenmesi, kendi hak ve sorumluluklarına sahip olması, çağımızın en önemli problemlerinden biridir. Ancak insanın kendine güvenmesi neye dayanacaktır? Bilgisi, maddî gücü, manevî gücü, becerisi olmayan bir insan neye güvenecektir?

Zamanımızın eğitiminde ve sosyal hayatında, insanlara "özüne güvenme duygusu" verme çabaları ya psikolojik çöküntü ve yıkımlara ya da gerçeklerden kopuk, hakka, hukuka dayanmayan patalojik saldırganlıklara dönüşüyor. Bu sorun Yunus'un da ana sorunu. Ama bu insana güven sorunu, Yunus'ta bütün insanlar için tam doğru ve uygulanabilecek şekilde çözülüyor.

İnsanlar arasında bedenler, zekâ ve yetenekler, cinsiyet, milliyetler, ırklar, sosyal ve kültürel menşeler farklıdır; bunlarda bir eşitlik sağlamaya çalışmak da çok zordur. Ama Allah bütün insanlara bir sevgi ve hakikat kaynağı olan gönül vermiş, can vermiştir. Kendisi bütün insanlara buradan hakîm olmakta, bütün insanlar Hakk'a buradan gitmektedir. Bütün işlerin sonucu Allah'ın takdirindedir ve Allah'tan başka güvenilebilecek hiçbir kaynak yoktur. Başka bütün şeyler geçici ve aldatıcıdır.

Yunus, Allah'ına güvenmiş, halini ona arzeylemiş, onu sevmiş ona teslim olmuştur, Bütün insanların eğitiminde de birinci yol olarak kendini iyice tanımayı, değerlendirmeyi ve kendi içindeki kötülükleri, pislikleri, haksızlıkları temizleyerek, kendisiyle barışık, kendisinden emin bir şahsiyet olarak gönüldeki sevgi kaynağı Hakk'a ulaşmayı anlatır.

Herşeyi yaratan ve herşeyin önden-sona hâkimi olan Allah, her varlığa canından ve gönlünden yaklaşır. Bu yaklaşım, Allah'ın bu dünyada vekili olarak yarattığı insanda, en yoğun şeklini alır. İnsan, bu nedenle dünyadaki üstünlüğünü, hak ve sorumluluklarını iyi takdir etmeli ve yerine getirmelidir. Bu noktada Yunus dünyaya, devamlı arayan, soran, değerlendiren, gerektiğinde kırıcı olmayacak şekilde eleştiren bir tarzda yaklaşıyor. Olgunlaştıkça, piştikçe dünyaya, zamana ve mekâna yeni bir bakış açısı, yeni bir yorum getiriyor. Gözlemlerden algılara, algılardan bilgilere, bilgilerden sırlara gidiyor. Bu işleri yaparken Yunus'un rehberi hep Kur'ân oluyor. Bu açılardan Yunus, tam bir İslâm mutasavvıfıdır.

O zamanki medrese hayatını ve şerîat uygulamalarını eleştiren veya sırları açıkladığı bazı şiirlerinden hareketle, onu İslâm dışı veya dinler üstü saymak büyük bir yanlış olur. Onu bu noktadan değerlendirme, ilimle uğraşanların yapabileceği bir şey değildir; aşk makamına, velâyet makamına çıkmak gerekir.

Görebildiğimiz, Yunus tasavvufta ve tasavvuf eğitiminde sevgiye ağırlık veren bir yol geliştirmiş, gerçeğe ulaşmada ana metot olarak sevgiyi kullanmış, bütün gerçeklerin temeli olarak da sevgiyi almıştır.

Eğitim, insanlara bu sevginin öğretilmesidir. Evrendeki her şeyin, sevgi gücü ile nasıl oluştuğu, nasıl aktığı erenler vasıtasıyla öğretilecektir. Erenlerin yapacağı bu eğitim işi, kolay değildir. Çünkü insan beden ve ruhtan meydana gelen bir varlık olarak kendi dışında ve kendi içinde cereyan eden şeyleri anlayacaktır. Aslında insan bunu anlayacak şekilde teçhiz edilmiştir, ama varlık evreni üzerindeki perdeler, kendi ruhunun derinliklerine giderken karşılaştığı engeller eğitim işini zorlaştırmaktadır.

Eğitimin amacı ârif insan yetiştirmektir. Bu amaca ulaşmak da birçok meşakkatli kademeden geçilerek mümkündür. Bu yolculuk sırasında yol rehberleri, yol arkadaşları gerekir. Buna rağmen, eğitilecek olan ferttir. Eğitim yoluna giren kişi, metin bir şekilde kademeleri tek tek geçecek, sevginin egemen olduğu, herşeyin perdesiz gözüktüğü hakikat denizine ulaşacaktır. Allah'ın o gerçeklik dünyasında herşeyin ne kadar mükemmel oluştuğunu görecek, kendisi de bu mükemmel oluşa doğru yolda ve isteyerek katılacaktır.

Bu sevgi ve hürriyet denizinde artık bütün farklar kalkmış, bütün olaylar aydınlanmış; insanın içini sonsuz bir huzur ve mutluluk kaplamıştır. İnsan artık bu dünyada da, öte dünyada da yabancı bir varlık olmaktan kurtulmuş, zaman ve mekân içinde herşeyi kaplayan büyük birliğe, bilinçli bir varlık olarak o da katılmıştır. Tasavvuf eğitiminin ve Yunus'un amacı da budur. 
  



< Önceki   Sonraki >

    Sayfa Basi
Yazıların hakları yazarlara aittir. Lütfen kendilerinden izin almadan yayınlamayınız
Ruhun özü Krizalit içinde saklı. Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti. Bir kelebek, reankarnasyon sancılarında ağulu yeşil çocukluk pembesi Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda... Haberci Güvercin İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan Melek şekline büründü ruh Basubadelmevt! Ruhun Yükselişi Seni Seviyorum Kelebek ömrü kadar sonsuz. Başka hayatlarda yitirip, Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri. Ruhun Yükselişi! Seni Seviyorum