İlhan İrem yıllardan beri dinlediğim, dinlemekten hiç bıkmadığım bir gönül insanı, müzisyen, şair... Müziğe başladığı yıllardan bugüne kadar çizgisini bozmayan, müzik kalitesini hiç düşürmeyen bir isim. İlhan İrem'in Kıbrıs'ta olması nedeniyle aşağıdaki söyleşiyi, internet üzerinden yaptık. Kendisiyle hiç karşılaşmadım ama yoğun telefon görüşmeleri sırasında gösterdiği incelik, kibarlık ve karşısındaki insana verdiği değer, onun hakkındaki düşüncelerimde yanılmadığımı bir kez daha gösterdi bana. "Dua" adlı şarkınız hem ritim, hem de anlam olarak beni sarstı. "Dua'da bireysel ilişkiler; yar, ana, oğul üçlemesi olduğu gibi, toplumsal bir yan da var. O "paslı yara"ların bir çok insanı yakaladığına eminim. Bundan dolayı mı "Dua"?
"Dua" mucizedir. Müziğin, ritim ve sözlerin olağanüstü uyumu. Bir ilahi senfoni. Yürek burkan bir ağıt. Ürperten vizyonlarla lirik bir masal. Ruhlar alemine yolculukta Arafat'ın sisleri. "Dua" o paslı yara ile algılananların daha ötesi. Hiçliğe, mutlak güzelliğe...
Şarkılarınızda ruh temizliği, insana, doğaya, hayata duyulan yoğun bir aşk var. Elbette ki bunun içinde sevgiler de var. Bu şarkılar aşkla yazılmış. Ruhun ve hayatın bütün kötü yanlarından aşkla arınıyor gibisiniz...
"Soyun üzerindekilerden tenine yapışmış ıslak, boğucu giysiden. UYAN!"
Sonsuz aşk, kainatın karadelikleri gibi gizemli, aç.
"Trans akşamlarında karadeliklerden geçtim
Sonsuzluk notalarında
Alemlere işaretim"
Kendinize dönük (medyadan, kalabalık yerlerden uzak, doğaya yakın durmanız), yalın bir hayatı seçmeniz başka bir arınma yöntemi mi? Şamanların büyü ayinlerindeki gibi
Ruhumun ve bedenimin sesini dinliyor
Ve öyle yaşıyorum.
Reankarnasyonla, yeniden doğuşla ilgilendiğinizi biliyoruz. Neden?
"Ruhun Yükselişi" şiiri, "Seni Seviyorum"un kapak resmi sorunuzun yanıtı.
Ruhun özü Krizalit içinde saklı.
Hiçlik, Varlığa dönüştü bilinmeyen yolculuklarda.
......
Yıldız tozları, yeniden doğuşun işareti.
....
Bir kelebek, reenkarnasyon sancılarında
Parçalandı kozası
Dönüşüm başladı!
Değişik renkler, ağulu yeşil, çocukluk pembesi
Sarı hüznü yılların düşsel uçuşlarda...
......
İnsan bedeninde kanatları hiiiç yok olmadan
Melek şekline büründü ruh.
Basubadelmevt!
Haberci Güvercin
Ruhun Yükselişi
Seni Seviyorum
Kelebek ömrü kadar sonsuz.
Seni Seviyorum
Unuttuğumuz
Bu alemde hatırlayamadığımız
Tuhaf sırlar
Hayaller...
Başka hayatlarda yitirip,
Farklı boyutlarda bulduğumuz birileri.
Ruhun Yükselişi!
Seni Seviyorum
Genel olarak dünyanın gidişatından mutsuzluk duyduğunuzu hissediyorum. Belki de dünyanın toptan bir reankarnasyona ihtiyacı vardır, ne dersiniz?
Her şey olması gerektiği gibi oluyor. Büyük patlamadan bu ana her şey. Biz yalnızca izdüşümleriyiz yüzümüze tutulan sırları Dökük aynanın.
Genelde her şarkının kendine ait bir ritmi vardır. Önce belli bir tempoda gider, hızlanır ve tavana vurur. Sizin şarkılarınızda durum farklı. Belli bir tempoda gidiyor, hafiften çığlıklar başlıyor, sonra biraz daha artıyor, ama asla o patlamayı yapmıyorsunuz. Bunu özellikle yaptığınızı düşünüyorum. O beklenen çığlığı aniden kesiyorsunuz. Ve her şarkınızın sonunda bir soru işareti bırakıyorsunuz düşünmeye dair.
"Uzlaşmaz zıtlıklarda nitelik dönüşümleri patlamalar şeklinde olur." Beklenen çığlığı ben, içinizde patlatıyorum.
Şarkılarınızı dinlerken ruhun ve evrenin sırlarına doğru bir yolculuk yaptırıyorsunuz bize. Bu hem hüzünlü hem de sarsıcı bir yolculuk. Ve hayat denen bu yolculukta hapimiz biraz firardayız...
Ağulu renkler haberci güvercin kanatlarında. Basubadelmevt! Şalamar, pulkanatlı başıboş ruhlar sabaha karşı salıncaklarında. ...........
Küflü gülümsemeli, kuş gagalı başka birileri gidecekleri yere varamadan tek tek dökülüyorlar bu yolculukta.
"Babil'in asma bahçelerinde iki kız yürüyordu. Biri yeşile çehrelenmiş, diğeri yok!"
Son Arzunuz...
Işık ve sevgiyle...
Deniz Durukan, Öküz Dergisi Haziran 2001 |