|
03 Nisan 2005 |
Üç taş merdiven yaşamın bir yolculuk belki de kanlı düğünlerinde durdu bir an zamanın bir yerinde... Üç taş merdiven bir mağara girişi.. karanlık zifiri karanlık...
Öncesi bir şato yükseklerde olduğunu sandığım, yükseldikçe küçülen kaybolan bir şato bir masal.. Bir anlatı dağılan eski kitap sayfalarının içinde.. iki pastel renkli çiçek bir anımsama... |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Dar bir patikadan vardık ormana kıpkırmızı ağaçlar ve yırtıcı bir kuşun çığlıklarının sardığı yüksek orman. Ağaçların kızıllığı her yana yansıyordu; Gökyüzüne, toprağa, her birimizin yüzüne. Bir sesti duymayı beklediğimiz, izlediğimiz beklediğimiz işaretlerin, kalabalık şehirlerin ara sokaklarında aradığımız gizin ardından bir ses. Çok ilerde bir şelalenin ince sesi duyuluyordu orda bir şelale olduğunu söylemeliydi içimizden biri hiç birimiz cesaret edemedi oysa............ bu sesin varlığını söylemeye. dillerimiz tutulmuş sözlerimiz tükenmişti yollar boyunca sanki konuşmayı unutmuş yalnızca duymayı beklediğimiz sesi arıyorduk. |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Karmaşa içimde ki o büyük karmaşa... nasıl dindiğini bildiğim, dinmesine izin vermeyeceğim.... Uğultular duyuluyor gecenin içinde ve tamtam sesleri... nereden geldiğini bilmek istemeğim sesler. Tüm hayatlar gibi bir yolculuk, tüm hayatlar gibi sonu olmayan bir yolculukta tüketiyor, tükeniyor ve her gün yeniden doğuyor. Doğuyoruz... |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Dönüp Duruyorum Dans ediyorum En Coşkulu İlahilerle Gecenin İçinde... her yanım da her yerde renk renk Beyaz, Yeşil Mor, |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Yalnızlığımın erdeminde yıkanıp yarı çürümüş yüreğimi yeniden var etmek için düşeceğim yollara, yolculuklara..... Kimse hiç kimse kalmayacak omzuna yaslanacağım parlak sözcükleriyle yıkanacağım sevgisiyle var olacağım hiç kimse bırakmayacağım kendime... |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
seslerimiz birbirine karıştı bedenlerimiz ve sözlerimiz...
|
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Aldanmalar aldanışlar ve aldatmaların ardında bir yer vardığımız. Beyaz kuşlar uçuyor gecenin içinde, uzun upuzun bir yol uzanıyor şimdi gitmeliyim... tekrar geleceğim sen ardımdasın ... |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Sessizlik....... Ardında savrulduğum ses ve bulutların aydınlığı kayboldu ansızın... Uzaktan nal sesleri geliyor, görüyorum onları dümdüz çorak bir arsada koşan beyaz atlar.... sesleri, solukları, nal sesleri duyuluyor uzaktan... çok uzaklardan nal sesleri yükseliyor yükselip yayılıyor karanlığın içinde nal sesleri durmaksızın yayılıyor... |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
eski bir bahçeden içeri giriyorum... ilerde o eski mermer havuz,
bulanık suda ki solmuş yaprakları aralarken, suya düşüyor yanaklarımdan süzülen ilk damla... uzaklardan yankılanıyor hıçkırıklarım göz yaşlarım
ardımda bıraktığım korkuların, kuşkuların, yanılgıların, yalanların boşluğunu taşıyorum düşüncelerimde, kocaman bir boşluk tüm kalan...
|
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Kıyamet habercisi bir meleğin ismini taşıyor gölgesi; küçük bir çocuk gözlerinde korkunun izleri yok oysa...
ilerlediğim patikanın üzerine vuran dalgaların izleri kalmadı kayaların üzerinde... kapılar açıldı önümde parlak taşlarla süslenmiş ihtişamlı, çamura bulanmış ürkütücü kapılar, ardarda birini aralarken diğerinin ışıklar süzülüyor dökülen gövdesinden... |
|
Devamı...
|
|
|
03 Nisan 2005 |
Kirlenmeden kalabilmek, mümkünse sulardan geçmek tertemiz içmek ve yıkanmak..... Garpperestler Hacı olurken kutsal tapınaklarında... Sunarlarken en güzel hediyelerini ve yalvarmayı dua kabul edip yıllarca eğilip bükülürken, burada Türkiye'de AtaTürkiye'yi görmek dünya gözüyle. Ali'nin külahını Veli'ye giydirerek Cihan-ı Devlet yönetmeye çalışırken maskeli büyücüler, bütün batıl inançlara gülüp geçmek. |
|
|
03 Nisan 2005 |
Düzeni bozuk geçer zaman. Günler ömür olur, Katık ederek insanlığını. Gölgesinde medeniyetin, Eli açık yüzyıllarca. Çoğu yaşamaz, Ortalama 65 yıl ölür benim insanım. |
|