 |
|
|
|
Mesajlar |
 |
Gelen Kutusu |
|
Yeni mesajınız yok.
| |
|
|
| |

 |
|
 |
 |
 Öteye doğru yolculuklar... bizden sonsuza yansıyanlar... yüreklerimizden akan coşkun-dingin ışıltılı sular, birleşsin diye, evrenle…
"Sevgi kıpırtılı dokunuşlar... Bireysel sancılardan öte... Geleceğe dair hissedişler !.."
İlk damla ve coşkun çağlayanlar… Derinlerinden yansıyan renklerin ve evrenin ışığıyla aydınlanan nehirler.. Sonsuz kaynağından sonsuzluğa doğru akan! Coşkun… dingin… sonsuz… Beklemeksizin anlaşılmayı...
|
|
27 Nisan 2005 |
Aynı gezegende soluklanıyorken, söylemlere kulak vermek… Geçmişten bugüne ve bugünden geleceğe köprüler kuranları, yürek gözüyle dinlemek! … |
|
Devamı...
|
|
|
20 Nisan 2005 |
İçime tutulan en güzel ayna.. Haberci Güvercin... Gökkuşağı güzelliğinde... Ektiği tohumlar sonsuzluğa uzanırken.. ışıltıları aydınlatıyordu yolumu - yolları... |
|
Devamı...
|
|
|
20 Nisan 2005 |
Ufuk, bilinçaltımızda dahi umut olduğu sürece heryerden karşımıza çıkabilir... |
|
Devamı...
|
|
|
16 Nisan 2005 |
Beklemekle geçiyor, çöle kök salmış bir ağaç şimdi hayatım. Bir ömür arife, geçmiş zamanım. Gerçekten uyanınca bir bayram sabahında, Öpüyor olacağım ellerinden; Adem babamın, Havva anamın.
16.04.2005 |
|
|
14 Nisan 2005 |
Işık Dost'a çeviriyoruz gönül işitilerimizi... ve dinliyoruz, dinliyoruz... anlayabilene dek. lakin yetmiyor anlamak, yaşayana dek... şarkıyı başa al ! Tekrar dinle ! Tekrar dinle!!!
|
|
Devamı...
|
|
|
12 Nisan 2005 |
İlhan İrem müziğinde hissedilenlere dair... |
|
Devamı...
|
|
|
06 Nisan 2005 |
Bir 17 Ağustos... Daha önce duymadığı fısıltılar her yanı sardı, fısıltılar arttı... arttı... Fısıltılar, bilinmezden gelen... Yeraltından... Fısıltılar gürültüye büründü... |
|
Devamı...
|
|
|
05 Nisan 2005 |
sen dursan da, yol durmaz geri düşersin, görecesinde değişimin. yorulsan da, yol yorulmaz bir koşuya döner, dinlenişin. düşe-kalka, sapa-savrula ağlaya-güle, üşüye-kavrula desteksiz, bastonsuz araçsız, hem de dostsuz kendi zirvene yolcusun şüphesiz bir inanç ve beklentisizliğin sabrıyla. |
|
|
05 Nisan 2005 |
hiç yazılmamış sözü hiç çalınmamış sazı ve hiç resmedilmemiş beyazı duyumsadığında, sen susarsın yaşam dile gelir içinde. şiir olur, şarkı olur her nefes ve güzele boyanır evren bilinmezin fırçasında. |
|
|
05 Nisan 2005 |
yağmur ayrımsızca düşüyorsa kile, kuma, kayaya, güneş ısıtıyor, ışıyorsa yansızca ve yönsüzce, ve rüzgar umursamıyorsa rengini, dokusunu savurduğu saçların, ve çiçek kokusunu, ve çocuk coşkusunu sakınmıyorsa o-bu-şu diye ve tek liyakat yürekteki sevgiyse, hangi ölçü tarta, biçe kim ola da yargılaya ve ne hakla sınıflaya bu ‘ben’ denen evreni...? |
|
|
04 Nisan 2005 |
saf bir bütünlükle başlar yolculuk ama ayrışma başlar alelacele. kişilik yüklenirken dünya evinde ‘ilk’ kırılır, hem de defalarca süslü illüzyon perdelerinde.
ve ‘son’, ‘ilk’i arar aslında işlevi biten yükü atmak misali dünya elbisesinden soyunmak ve rahimden önceye uzanıp bir bomboşluğa dokunmak. |
|
|
04 Nisan 2005 |
nice yüklensen de bilgini nice planlasan da stilini yüzmek için önce güven gerek denize ana kucağına düşer misali suya teslim olmak, eşsizce. sevgidir, yolculuğun rotası ve sevgi, devinimin engininde nicesiz çeşniyi anlamak değil, kabullenmektir iki nefes arası. |
|
| << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 25 - 36 Toplam: 59 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
|
|